Uçurumdibi.

#1
Uçurumdibi.
-Ki ben de bırakıp
bütün kentleri
başımı bir kıyıya yaslarım belki.. *Lale Müldür.

Küçük bir notla başlar kaleme duyulan çığlıklar.
Yaslanacağım tek kıyım olur, sonra bakarım etrafıma başka hayatlar, başka insanlar olmuş yalnızlığıma.
Ve ben yine kendime yazarım, kendime susarım;
İstanbul’un içinden.



#2
Bir yanım özgürlüğe doğru bir yanım çocuksu.
Hep böyle olmaz mı zaten; düşüncelerimiz, düşlerimiz.


Uçurumdibi.

-Şimdi bir güvercinin uçuşunu bölüyoruz.
Gökyüzünün o meşhur maviliğinde. *Cemal Süreya.


#3
senin için sevgili Kathie;

"Kimse görmüyor bizi
Göremezler ki
Uçup uçup konuyoruz yerlerimize
Bir konfeti demetinden kopmuş gibi
Düşlerimizden saçılmış gibi…"

Edip Cansever / Bezik Oynayan Kadınlar


#4
-Bir gün çok bunalırsan,
Denizin dibinde yosunlara takılmış gibi; soluksuz.
Sakın unutma, gökyüzüne bakmayı;
Gökyüzü senindir, gökyüzü herkesindir. *Zülfü Livaneli.
Bir martı denizinde kaybolduğum tek yer, şu ellerim.
Kalemim gökyüzüne açılan bir perde, karaladığım sayfalar kadar içindekiler.

Uçurumdibi.


#5

Çok uğraştım seni geri getirmek için ama yapamadım.
Ne olur izin ver, biraz mutlu olmak istiyorum sadece o kadar.
Sen yanımda ol benim. Kal ama ne olur izin ver.


#6
-Çöl ile gök gibi bulmuşlardı birbirlerini;
aralarında bir yağmur eksikti. *Nazan Bekiroğlu.
Tüm bulutları topladım; içimin kafesine.
Tek bir yağmur damlası aktı avucuma. Gördüm ki, bir hayli zaman geçmiş etrafımda, olduğum yer durduğum yer oldu.
Kendime geldiğim de; *Güldüm öylesine, gülüyorum öylesine.


Uçurumdibi.


#7
*Her şeyden biraz kalır, -diyordu hayat.
Kavanozda biraz kahve, kutuda bir kaç sigara, insanda biraz acı. *Turgut Uyar.
Bir kahkahadan ibaretti tüm gerçekler. yüzüne vurulmuş aslını kaybetmiş bir acı.
Hiç değişmiyordu, değişmemesi mümkün sanki.


Uçurumdibi.


#8
-Büyük gemiler de yok artık bayım, büyük yelkenler de.
Büyük kağıtlar yakmak istiyor şimdi canım.
İşte az önce bir karabatak daldı suya, bir süredir de kayıp.
Dünyayı yutmuş olarak çıksa da ortaya, ölüm çok iri bir sözcük değil bayım.
Kasımpatları kadar acı kokuyorum biliyorum. *Didem Madak.


#9
-Geceleri uyuyup kalmadan önce seninle konuşmaya ihtiyacım var.
Sabahları seninle kahvaltı, akşam üstleri ekmek ve çay, akşamları reçelli sohbetler.
Pazar sabahları iki başına yürümek.
İlkbaharlarda uçurtma, sonbaharlarda geniş bulvarlar ve kestane.
Yazın boş otoyollarda motosikletle gezinmek;
kışın sobanın yanında bir koltukta birisinin benimle uzun uzun konuşmasına ihtiyacım var.
Ya senin? *Lale Müldür.


#10
-Ben büyümeyi hiç istemedim. Küçük bedenimde çok daha mutluydum. İsteklerim bedenim gibi küçüktü.
Fazlasını bilmiyordum, düşünmüyordum da. Yettiği kadarıyla mutluydum. Büyüdükçe her şey değişti.
İstemenin daha çok istemeyi de getirdiğini ezberledim. Yetinmemeyi öğrendim büyümek ile birlikte.
Ve öğrendikçe küçüldüm. Mutluluğun akvaryumda dolaşan balıkta olmadığını öğrettiklerinde yıkıldım.
Mutluluğun bir sepet dolusu kediyi seyretmekten geçmediğini ezberlettiklerinde parçalandım.
Hele mutluluğun küçük bir kanarya ile şarkı söylemekten çok uzak bir şey olduğunu anlattıklarında darmadağın oldum.
Koyunun dilenciyi kovalamasına gülemiyorum artık. Büyümek bu olsa gerek.
Masum bir kıpırtı bile yok dudağımın kenarında tebessüm diyebileceğim. Artık inanmıyorum.
Ben büyümek istemiyorum. *Serkan Koktay.


#11
-Kimi gün öylesine yalnızdım.
Derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
Annem; -ki beyaz bir kadındır.
Ölüsünü şiirle yıkadım.
*Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım.
Öldüğü gece terliklerinde ki izleri okşadım.

Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca, acının ortasında acısız olmayı.
Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım. *Didem Madak.


#12
*İçinde çiçekler büyüttüğün zamanlardı.
Irmağında yıkandım, rüzgarında kurudum, eğildim dünyayı kokladım.
Bir iyilik oldum güzel ağzında.
Gözlerinde yıldızlar gezdirdiğin zamanlardı.
Gövdenden gövdeme akan bir karanfil gecesi.

Denizine geldiydim senin;
-Kendimi seninle değişmek için. *Birhan Keskin.


#13
-Sözcüklere dönüştürdüğümüz an hayatımızın en önemli anları, dönüm noktaları, asla unutmayacağımızı sandığımız fotoğraflar silinip gidiyor, bir an belirip parlarmış gibi..
Hatırlamak böyle bir şey. Geriye yalnızca belli çizgilerin kaldığı eskimiş bir resim.
Koskoca bir hayatı, onun içine giren, çıkan, değen başka hayatları anlatırken bütün hepsi yalnızca bir kaç sözcüğün için sıkışıyor.
Orada bitiyor. *Kürşat Başar.


#14
*Karanlıkları devirmek ve aydınlık bir çağın kapılarını açmak için en mükemmel silah: Kalem.
Sözle, yazıyla kazanılmayacak savaş yok.
Kalem sahiplerine düşen ilk vazife: Telaş etmemek, öfkelenmemek, kin kışkırtıcısı olmamak.
Halkı okumaya, düşünmeye, sevmeye alıştırmak.
Bir kılıcın kazandığı zaferi, başka bir kılıç yok edebilir.
Kalemle yapılan fetihler, tarihe mal olur, tarihe, yani ebediyete. *Cemil Meriç.


#15
-Allah’ ım, şu ellerimin işlediği bütün günahları affet. Şu ağzımın söylediklerini, dilimin dönüp de kelimeye çevirdiklerini, aldığım bütün yasak ve yanlış kokuları, yüzümü çevirdiğim hatalı yönleri, şu kulaklarımın duyduğu duyulmaması gereken sözleri, benim yüzümden başıma gelenleri, kendi ellerime boynuma sardıklarımı ve şu ayaklarımın yürüdüklerini affet. *Nazan Bekiroğlu.


#16
-Sen hiç kimsenin olamayacağı kadar çok şeyimsin benim.
* Yüreğimde sana ayrılan yer herkesinkinden büyük.
Yalnızca bir arkadaş,bir kan kardeş,bir sırdaş,bir çok yakın dost değil,bir büyük sevgisin sen.
Yanında sonsuz şımarabileceğim ve hâlâ kaybetmekten korkmayacağım tek kişi.
Yani biraz annem,biraz babam,hatta hiç görmediğim dedem,belki hiç doğmayacak oğlum.
Sonra daimi hayranım ve tabii -dokunulmamış sevgilim.
Sen benim masumiyetimsin Tuna. Benim en yakınımsın!
Aslında belki öbür yanımsın? Tüm bunlar ne demek anlıyor musun? Hı?
*Buket Uzuner.

İçimden gelmişse demek ki.


#17
-Resmini çiz!* deseler.
Bacası tüten bir ev belki. Belki gece yarısı terkedilmiş bir şiir.
-Resmini çiz!* deseler.
Her köşe başı ıhlamur kokar. Yağmur kokar.
-Resmini çiz!* deseler.
Şehit akıncının dudaklarındaki tebessüm veya gecenin koynuna bırakılan gözyaşları. Gizli ve mahcup.
Sonrası bir uzun yolculuk. Sonrası; nasip! 
Tarifini sorsalar. Her baktığımda, ilk defa görüyormuşum gibi.
Az kalsın ölüyormuşum gibi. *Murat Başaran.




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:44 .