Yüгeğe Ðokuπαπlαг...*

#1
Sevgilim.
Bu insanlar,
Bu ayrılık ne tuhaf.
'Sensiz'mişim gibi bakıyorlar yüzüme her gün.
Sahi,
Sana da orada,
'Bensiz'mişsin gibi bakıyorlar mı hala ?

Kahraman Tazeoğlu

İlginizi Çekebilir


#2
Nasılsın ? Diye sorarlar bazen...
"İyiyim" diye yanıtlarsın .
İyiyim derken aslında söylemek istediği çok şeyi oluyor insanın;
Kötüyüm aslında, onsuzum ve nefes alamıyorum. Hayattaki herşey üstüme üstüme geliyor, tüm bunlara rağmen nefes almaya mecbur kalıyorum, her gecenin sonunda ölüp her sabahın şafağında yeniden diriliyorum ama tüm bunları kimse bilmesin diye iyiyim işte...


#3
İnsan birini çok sevdiğinde, bir süre sonra hiçbir şeye tepki veremiyor. Oturuyor bir cam kenarına ve öylece izliyor etrafı. Boş boş bakıyor. Zaman akıyor ve hala boş gözlerle süzüyor etrafı. Sonra kendine geliyor, saatlerini harcadığının farkına varıyor. Ama o camın kenarından hiç kalkmayı hiç istemiyor. Çünkü insan; özlüyor. Çok özlüyor. Tahmin edebileceğinden de daha fazla.


#4
Bazen susmak gerekiyormuş,
bazen bomboş bakmak gerekiyormuş hayatın yalanlarına.
Anlamaya çalışmak saçmalık!
Anlamadan yaşamak gerekiyormuş.
Ama bazen unutmak gerekiyormuş, unutulma pahasına.
Zaman değilmiş gideni getiren,
aslında zamanmış var olanı götüren.

Sunay AKIN


#5
Bir sefer mutfakta tencere tava arasında ağlarken görmüştüm onu. Alakasız yerlerde ıstırap çekmek ıstırabı ikiye katlar. Bir mezar başında ağlamak çok daha makuldür, kimse neden diye sormaz.

Emrah Serbes


#6
“Sanmak ile olmak arasındaki uçurumdan hep nefret ettim! Sanmak içinde umutlar, düşler ve heyecanlar vaat eden çok boyutlu bir kavramken, olmak gerçeğin sert, kalın, köşeli ve katı üç boyutunu taşır yalnızca… Ne mutludur o, oluşlarının içine sanışlarını da katmayı başaran insanlara.”

Kumral Ada Mavi Tuna - Buket Uzuner


#7
Yokluk kendisini zamanla hissettiren bir şey. Varken olanı hissetmiyorsunuz, yokken de olmayanı hissediyorsunuz, garip. Kısa sürede çok üzüldüm.

Kaan Sezyum


#8
‘Sevgi garip bir yangın. Yaşaması için büyümesi gerek. O yangına her şeyini atacaksın zamanını, gururunu, dehanı… Ve kül olacaksın. İnsanlar ondan korkuyor, ondan yaşamıyorlar..’

Cemil Meriç


#9
“Ben, yine de vazgeçmedim seni sevmekten. Eskisi gibi değil ama.. Biraz buruk, biraz küs, biraz sitemkâr seviyorum artık seni… Dudaklarımı ısırıyorum artık adın geçince. Kavga falan çıkarıyorum. Eskisi gibi sakin değilim ama olsun…”

—Cezmi Ersöz - Melankoli köpekleri


#10
“Biliyor musun çıtır çıtır kırdılar beni. Artık ne olursam olayım, asla eski ben olamayacağım. Gördüğü kötülüklerden sonra, eskisi gibi bakamayacak kadar değişti gözlerim. Tenimin dokusu değişti. Ve asıl tuhafı, ellerim yaşlandı bak!”

—Buket Uzuner


#11
“Neden ağladığımı bilmiyorum, diyorsun,
Çünkü bir şeyler değişiyor içinde,
Kendini ikna etmiyor düştüğün boşluk,
Bildiklerin başkalaşıyor gözlerinin önünde,
Yabancılığı öğreniyorsun.”

—Murathan Mungan


#12
"Aslında hiçbir şeyin üzerinden uzun zaman geçmedi..

Ne ağlayışlarımın, ne tanışmamızın,ne de alışılmışlığın. Zaman geçtiyse aşkın üzerinden, kelimelerden, kalplerden geçti. Kırıldım, parçalarım tekrar battı kendime, yaralarıma değdikçe kanattı, derinleşti.

Ve biliyordum derin yaraların izleri kalırdı hep.. Acısı geçebilirdi, alışırdın ama senin bir parçan olurdu yaraların."


#13
" Etrafta hiç dağılmayan bir sis var. Gökyüzü ne yapacağını bilemez halde. Hiç kuş yok. Hiç ses yok. Her şey durmaya, ölmeye yüz tutmuş gibi. Hava buzdan bile keskin. Rüzgar her suratıma vurduğunda derim çatlıyor, kirpiklerim dökülüyor, ellerim düşüyor. İçime çektiğim her soluk ciğerlerimi iğneliyor. Nefes alamıyorum. Bu aşırı sessizlikten sinirlerim bozuluyor. Bağırmak, içimi paramparça etmek istiyorum. Ama bir serçe kadar korkağım. Yapayalnızken bile istediğimi yapmaya cesaretim yok.
Ne zaman böyle bittim Josefin ?
Bilmiyorum.
Etraftaki sis zihnime çökmüş gibi. Anılar, insanlar, hisler, hepsi sisin altında kalmış, silik silikler. Gözlerime bir perde inmiş, soğuktan, buzdan bir et parçasına dönüşmüşüm.
Ne zaman bu kadar öldüm Josefin ?
Bilmiyorum.
Gökyüzü beni içine çektikçe sisler çoğaldı, soğuklar vücudumu lime lime etti, sesler azaldı, kuşlar uçtu, ben yapayalnız kaldım. "


#14
" O gün serçe ilk kez özgürlüğe kanat çırpacaktı,kanatları güçlüydü fakat bu kez mutluluktan bir kaç damla döktüğü göz yaşının ölümünü getireceğini bilmiyordu.

Ve mutluluk da insanı paramparça edebilirdi bir süre sonra.. "


#15
“Özlerken daha iyi tanırsın sevdiğini. Henüz gerçekleşmemiş bir düş gibi. Sözü verilmiş bir sevinç, uzun sürmüş bir ölüm gibi… Özlem beklemektir. Çaresi yoktur bunun..”

—İnci Aral


#16
”Bütün mantıkların dışında, tarifi imkansız ve mahiyeti bilinmeyen bir şey. Sevmek ve hoşlanmak başka, istemek, bütün ruhuyla, bütün vücuduyla, her şeyiyle istemek başka… Aşk bence bu istemektir. Mukavemet edilemez bir istek!”

/Sabahattin Ali /


#17
“Bitince, çekip gitmeli. Uzatmalarda gol atma hayaline kapılmadan, sessizce, efendice terk etmeli sahayı. İster bir iklim, bir şehir, ister bir aşk, bir insan, ister bir savaş, bir inanç olsun; yenilince, tüketince direnmemeli. Bırakıp gitmeyi, yaşanmış olanın güzelliğini korumayı bilmeli.”

—Oya Baydar


#18
Ama üzüntü demek;
gece gündüz,uykuda olsun,uyanık olsun,vücuduna saplanmış bir oku taşımak demek.
çekilir şey değil bu.

—Franz Kafka / Milena’ya Mektuplar


#19
Yavaşça dokun yaralarıma.
Yavaşça.
Annesi dün ölmüş çocuklara dokunurcasına şefkatle.
Bin yıllık mushafın sayfalarına nasıl dokunursa insan,
öyle dokun.

—Tarık Tufan


#20
“Gel biraz yanıma anlatayım nasıl sevdiğimi, ister susarak, ister dokunarak.”




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:20 .