#201
günbegün
atlar yürüdü geceye yüreğimde...
terkisine oturdu yalnızlığım
önde ben!
yorgun zamanlar vardı heybelerinde
sevmekten ve beklemekten seni!...

atlar ki
şimdi adın rüzgarlanır yelelerinde
dağlara doğru...
yollara doğru...
gün battı batacak
batan gün sana doğru!..

günbegün
solmadı yeşili çayırların...
kaç kuş sürüsü
konup konup kalktı üstünde...
seni getirmediler ki!
yüreğimdeki atlarla kaldım!..


atlar ki
sen koşuyordu
sen bekliyordu geçitlerinde sevdanın
baharlara doğru...
sabahlara doğru...
gün doğdu doğacak
doğan gün sana doğru!..

sen nereye doğru?



#202
Sahra çöllerinde bir garip ben
Yönünü bulamaz hallerdeyim
Kızgın güneşin altında susuzluktan
Günahımla kavurulurken kumlar gibi
Çaresizlikten gözyaşlarımı içtim ben

Yön sahibi sensin ey yarab
Kılavuzum da rasulün muhammet
Kullarının arasın da kaldım kararsız
Kalbim yorgun düştü günahlar arasında
Sanki sahra çöllerinde fırtınaya kapılmış
Kum tanesiyim çaresizlikten gözyaşlarımı için ben.

Ne yönüm beli nede gideceğim yer belli
Tutunmak istedim kum gibi tutunmaya ben
Ne gümanım yetti nede ömrüm bir bıçak verdiler bana
Rüya alemin de kes kesebilirsen c*****
Otur da ye dediler etinden ağzım kurudu...
Rüya tesirinden gözyaşalarımı içtim ben çaresizlikten.


#203

Biz O'na hiç arkamızı dönmedik ama Aşk ısrarla yüzümüze bakmıyordu...
Satırlarca gözyaşı biriktirmeyi aşktan sanıyorduk.
Kader aciz oyunlar kuruyor yine de her oyunda kazanan oluyordu.
Kaç iklim gömdük bir yağmura?
Sağanaklar bizi bir türlü bulmuyordu.

Yitip gitmek üzereydik Aşk inatla yüzümüze bakmıyordu.
Ve senin gözbebeklerinden ışığını çalmıştı eylül belki de küskünlüğü bundandı haziranın.
Bilmiyorduk...



Dizlerimizin yaralarından düşlerimizin yaralarını sarmaya vaktimiz olmadı bizim.

Hep aşka kalkıp yüzsüzlüğüne düşüyorduk.
Usanmayı hatırlamıyorduk.
Hep 1olmak için aldık nefesi oysa 2mizin gökyüzü farklıydı.

Senin gecen benim sabahımı sevmezdi bende senin gecene yüzgörümlüğü yıldızlar çizmekten yorulmuştum.



Gel zaman-Git zamanlar bitmezdi fakat biz ne gelebiliyor ne de gidebiliyorduk.


Yerimizde saymayı aşktan sanıyorduk Aşk yüzümüze bakmıyordu..
Şakası yoktu hiçbir zamanda olmadı.


Ne zaman zorlasak intiharları diziyordu sıra sıra aramıza birinden kurtulsak diğerinde ölüyorduk.
Gazetelerin 3. sayfa haberlerine bile yazılmıyordu adımız oysa biz ölmeyi de Aşktan sayıyorduk...




Aklı beş karış havada şehirlerimiz vardı bizim seni alsa beni hep dışarıda unutuyordu sokakları.


Ve inan yalnızlık ikimize de hiç yakışmıyordu.

Ne zaman en masum gülüşün belirse yüzünde aklın Kız Kulesi'ne bakan o bankta oturuyordu

Ve ben ne zaman yanına gelsem o bank hep boş oluyordu.
İstanbul bizi aldatıyordu biz sayısız denklem kurup yine de bu aldanışa doğru cevabı veriyorduk.


Ama yanlışımız çoktu ve tabi ki yanlışların çokluğunda doğrunun bir hükmü kalmıyordu.

İstanbul bizi aldatıyordu...
Biz Kız Kulesi'ne hiç gitmiyorduk..

Belki de sen hiç gülmüyordun ben farketmiyordum.
Fena aldanıyorduk...




Ezeliydi düşmanlığımız.
Ateşle barut misali.


Sen yandıkça ben kül olabiliyorken ben yanarken sen ateş olmayı seçiyordun ve düşmanlığımız bitmiyordu bir türlü.

Kendimizi yakmayı Aşktan sayıyorduk biz fakat o yüzümüze hiç bakmıyordu..

Ne zaman gözlerini ayırsan gözlerimden silahlarını kuşanıp dilinin ucundaki sözcüklerde pusuya yatıyordu..

Ben vuruluyordum masal kanıyordu sen bilmiyordun...




Hiç unutmuyorum...


Yağmurlu bir gecede siyah elbisesiyle gelmişti bu masal.
Ayak bileğini burkmuştu ve hafifçe topallıyordu.


Ağır aksak yaşamlarımıza topal bir çizgi çizmişti farketmeden.
******ydi ruhu.


Bana giyinir sana soyunurdu..

Sen şefkatinle sahip olurdun ona o şehvetiyle senin olurdu.
Hiçbir zaman "bizim" olmazdı.

Bunun hırsıyla her seferinde kendinden geçer başka başka isimler fısıldardı kulağına.
Sevişmekten yorgun düşünce benim yüzüme saklardı aklamaya çalıştığı bedenini.


Ve senin cebinde biriktirmişti ihanetleri.

Sen gözlerime bakamazdın ben de kırıklarım batmasın diye gözlerimi hiç kapatmazdım.




Ve birgün Aşk Masalı VURDU!



Yavaş yavaş elini eteğini çekti hayat kavak yelleri yerini poyrazlara bıraktı.
Uykularımız huzursuzdu kırılıp dökülmelerimizin mecazi anlamı kalmamıştı ve tabiri caizimiz hala kayıptı.


Sen susmuştun ben avaz avaz koynundaydım kelimelerin.

Tarifsizliği Aşktan sayıyorduk bölük bölcük tutunuyorduk kıyılarına
Ama O ısrarla yüzümüze bakmıyordu...

Biz O'na arkamızı hiç dönmedik oysa...
/Yüzümüz birbirine haramdı../


#204
Evet / Soruların Cevap Hali
Hal ekini alamayan bütün aşklar kahrolsun...



Evet.

Bütün soru işaretlerini kaldırmalı.
Sessiz sedasız değil
Feryat figan verilmeli cevaplar.

Kelimeler işlemeli kurşun sesinde.
Sensizliğimize.
Kimsesizliğimize.

"Isırdıkça kanayan dudaklar" bir şeyler anlatıyor olmalı.
Göğün kararışı
Martıların çığlıkları
Bir şeyleri ifade ediyor olmalı.
Uçurum rengiyle büyürken
“Gök” yüzün
Hatıralarımın sinsi bir inatla
Hatırlamadığı bir şeyler olmalı.

Oysa bize bırakılan
Bir çift gözün ufkumuza gerili olan
Kitabın ilk bölümüydü.
Platonik aşklar cehenneminde
Göğün üstüne düşen gölgenin
Cennetiydi.

Şimdi.

Koru Kendini.

Aklım ve nefesim yetmiyor
Gecenin Ay çitlerine.
Nice Yunus emziren göğsüm
Yetmiyor senin göğüne.

Bir sigara daha bitiyor.
Kemani çalıyor.
Neyzen derinden üflüyor.
Armoni halinde dakikalar ve saatler
Titrek ve usanmadan.
Utanmadan.
Sana göçüyor.


#205
Harf harf susuşlarım başlıyor geceye...

Gözlerime bir uyku ağır basıyor.Titreyen rüzgarda bir düş iniltisibir yalnızlık gecesi...
Aramızda bir İstanbul boğazızamanlardan ölüm ve imkansızlardan bir aşk.Hepsi ağır bir yük gibi üstüme basıyor.Bastıkça eziliyorumezildikçe kayboluyorum.

olumsuz bir aşk ve hiçliğim yalnız bırakmıyor beni.



Derken yazmak istiyorum senimürekkebim sen oldukça...
Alfabenin en başından yazmaya başlıyorum.Tek tek ; harf harf.Noktasını koymadan raflara kaldırıyorum yazdığım kadarıyla.
Nefretim içimi ürpertiyor.



Ve çığlıklarım boğazımı yırtmaya başlıyor.
Bir hastanın sabahı beklercesine bekliyorum seni.



Gözlerine benzeyen bir masal anlat bana; sonra "Senliğini" terket bana...
Ben hiç ağlamazken sana ; yaşlarım süzülüyor mühürlü yanıma.



Sonum; Selamet...
Sonum; Cehennem...



Geceye esnemeye başlıyorum seni.
Anladım! Bu gece sağ çıkılmaz bu yoldan.
Her bir geçen saniyesensizliği sol yanıma kazmaya başlıyor.Bir mezar gibi ; derin derin...
Hayatımı ve seni kaybederken ölümü kazanıyorum.



Tam bu anda şırıngayla çekip aldım seni damarlarımdan...Tek damla sen bırakmadım içimde.
Şimdi; damarlarımdan kan yerine sen akıyor.
Soluyorum...
Soluyorsun...
Ölüyorum...
Ve ölüyorsun...
Damarlarımdaki tüm olumsuz aşkları çekerkenson gücümü son bir sigara yakarak tüketiyorum.Ölüm uykusu senden dahada ağır basıyor hiçliğime...
Ve ben yine uykuyu seçiyorum...



Sigara dumanında o sesin bir resmi : "Öldürme beni" !...
Ve içimdeki çığlıklar büyümeye başlıyor.Çığlıklarım büyüdükçe dışıma vuruyor seni.
Ötesi aşk...Berisi yalan...
Öyleyse yetiş!



#206


Rağmen...
Çok sevdim seni



Rüya(M)


#207
Yağmura Yürüyorum


Yine yağmur yağıyor,
Bardaktan boşalırcasına düşüyor üstüme,
Dudaklarımda düğümlenen kelimeler,
Yağmura koşup yine bana dönüyor,
Ve ben yağmura yürüyorum.

Çaresiz çırpınışlarım bir fayda vermiyor artık,
Esrarına kapılıyorum damlaların,
Gülümsüyorum ölüme ben,
Aldanıyorum efsunkar bakışlara,
Kimi zaman boşa söylenen aşk sözleriyle ürperiyorum,
Ve ben yağmura yürüyorum.

Çisil çisil gözlerime akıp gidiyor,
Sel oluyor yüreğime yağmur,
Seninle dolan efkarımı ona anlatıyorum,
Sende, sende benimle yağ gönüllere diyor,
Ama ben yapamıyorum,
Kopamıyorum senden,
Ve ben yağmura yürüyorum.
Kaçıyorum hatıralardan,
Birer birer vuruyorlar beni can evimden,
Gözlerin beni öldürüyor her bakışında,
Kan ağlıyor gözlerim kimi zaman,
ݞimdi yağmur olup yağmak vardı,
Zindan gecelerde gül gibi açmak vardı,
Vazgeçtim ben,
Susuyorum,
Ve ben yağmura yürüyorum.


#208


Durup dinlediğim sessizliğindi önce...
İncinmiş yanlarından tanımıştım seni.

İç’im yanmıştı kapının arkasına çömelip ellerini başının arasına aldığında


Sözcüklerine bağladım tebessümü Yâr...
Yürünesi yollar kapanası olduğunda kanadı yitik turnalar gördüm rüyamda...

Sustu(n).... zayii oldum...

Ellerimi cebime koydum hüzün bulaştı parmaklarıma...
Poyrazın zulmune takıldı uçurtmalarım...


Yüreğime takıldı ayaklarım. Düş’tüm; dizleri kanadı kısa pantolonlu çocukluğumun...

Cân’ ımı yaktı masallar...

İltica ettiği ülkeden sınırdışı edilmiş olmanın hüznü ile açtım ellerimi Yıldızların Sahibine...

Bir yaş düştü iç’ime...
Ardından bir kelam dilime....

La Tâknatu ... La Tâknatu minAllah...

Düş’tüm kuyuların dibine... ama hiç düşmedim zifiri karanlık ümitsizliğe Yâr ...

Haydarpaşa bile grilere büründü... ben düşmedim ümitsizliğe...
Mavinin yankısı vardı yüreğimde...

Malumun olsun Yâr... bir düş değdi çocuk yüreğime...

Âşkı sobeliyorum iç’imde...

Kafesini açtım bunca zaman korumaya çalıştığımın...

"Git gayri... Ben senden geçtim" dedim.. "Git o Yârin ellerine..."

Titredi küçük kuş...
Çırpındı ... uçtu...

Hicreti ellerine...

Aç pencereni... Sokaklar ayaz...

Güneş ısıtmaz avuçların kadar...

Mülteciyim...

Aç ellerini Yâr...

Aç ellerini...


#209
Geceler ve Hüzün

Artık günlerim günlerden uzun.
Gecelerim gecelerden sessiz ve karanlık,
Sanki bir sonbaharın hüznü var hayatımda,
Zaman sensiz işlemiyor,
Hayat tat vermiyor artık,
Seni sevdiğimden bu yana.
Her acıyı tattım, her çileyi çektim,
Doğru bildiğim bir çok şeyi,
Atı verdim bir tarafa,
Hayatın her cilvesine alıştım,
Yalnız sensizliğe alışamadım.
ݞimdi anlıyorum,
Acıdan, hasretten, gözyaşından başka
Hiç bir şey vermemişsin bana.
Düşündükçe içim içimi kemiriyor,
İsyan ediyorum kaderime,
Yıkılan hayallerime,
Kaybolan geleceğime...
Ağladım çocuklar gibi...
Ne yazık olanlar hep bana oldu.
Ümidim, hayalim hepsi kayboldu.
Oturup ağladım saatlerce...
Ağlarken hep seni düşündüm,
Bütün bunları hak etmiş miydim acaba...
Belki de en büyük hatam sevmek olmuştu,
Duygulara da gem vurulmuyor ki.


#210
Sessizce

Geceler çöker üzerime sessizce.
Umutsuzlugun ifadesi başlar yüzümde.
Bir sigara yakıp uzanınca yatagıma
Sen giriyorsun odama usulca sessizce

İnan zor geliyor.yanlızlıgınla basbasa kalmak
Neydiki suçum acaba. senden ayrı yasamak
Ölüm çare olsada imkansız seni unutmak.
Rüyalarıma giriyorsun usulca sessizce

Bunca yasananlar rüyalardamı kalacak
Çaresizlik belkide senide saracak
Benden ayrıldıgın günle kahrolacak
Belkide ağlayacaksın usulca sessizce

Ağlamak fayda etmiyor sensiz gecen günlere
''Nafile'' isyan etsemde hergün kaderime
Bakamıyorum artık yarına nede gelecek güne


#211
..Ne Kadar SusulacakSa..O Kadar "Sustum"..

"SuSmaK"..
KonuşuLacakLara AnLatıLacakLara RağMen "SuSmaK"..

İsteyerek Veya İsteksiz..Mecburiyetten Veya GerekLi OLduğu İçin..Yada HiçBirŞey İçin "SuSmaK"..

AcıttığınıAcıtacağını Ve Daha FazLasını BiLerek "SuSmaK"..

Çoğumuzun Her An Yaptığıdır Bu LaNeT OLası "SuSmaK"..
İşte Burda "SuSmaya" Ve Daha FazLasına DaiR Ne Varsa PayLaşıyoRum..

...Kimisi İçin Basit..Kimisi İçin DeğerLi..Ama Sizin İçin ÖLümdürAcıdırHüzündür "SuSmaK"..





#212



Sensiz gecelerde hüzün çöker üstüme
Sonsuz karanlıkta hep ağlarım sessizce

Gelmedin görmedin beklerim sensizce
Sarmadın almadın koynuna yar

Nefesim nefesine ellerim ellerine
Muhtaç oldu gözlerim
O güzel gözlerine


#213
"Susuyorum HüzünLerimin Karsisinda"

Hüzünler...
Düşüncelerimin en ağır yolculuğu onlar..

"Hep hakim olurlar bedenimeyüreğimin en can alıcı noktasına yerleşirler.. Zarar verirler düşlerimeumurlarında bile olmaz.. Sadece sıcak nefesini solurlar yüzüme bencilce.."

Hüzünler...
Linç ediyor yüreğimi konuştukça..
Konuştukça düşlerim karanlıkta yüzer usulca...

"Susacaksın"...
Yutkunacaksın...
Ama konuşmayacaksın…

"Seni ve beni düşlerin ipine asıyorum.. Düş’üp kırılacaksa eğerbu uğurda kırılıp parçalansın her şey… Şunu bil artık..


"Konuşamıyorum" hüznümün karşısında..

Gözlerimde maziye çalan yaşlar birikti.. Bu nem yavaş yavaş çürütüyor seni ve beni.."

Sana bir kelime daha sunamıyorum..
Boğazıma ilmek ilmek dokunan hep aynı hisaynı hüznün siması ve aynı hüznün bitik yüzü..
Bırak artık..
Bırak ki!
Hüznün girdabında esir kalsın yüreğim ..


"Suskunluğumu" kusmak istiyorum ..
Haykırırcasına bir "suskunluk" içimdeki..
Bağırdıkça ses çıkmıyor ses çıkmadıkça bağırıyorum..
Gözlerimden birkaç damla daha düşüyor..
Düşüyor...
Düştükçe ölüyor..
Cesetleri ise hala sıcak koynumda..


Baksana..
Dokunsana..
Yeter artık yeter...!
Konuşsana...!


#214
İsmini andım hüzünlü gecelerde
Senden uzak gözlerim ıslak hüzünlü
Dudaklarımda binlerce seranat
Sinemde yalvarış dillerimde yakarış
Ayaklarımda pranga ellerimde kelepçe
Kalemlerimde sana yazılmış dilekçe

İsmini andım hüzünlü gecelerde
Nağmeye bürünmüş hasretinden
Bir mehtap gecesinin şevkinde dururken
Küllenen acılar savruldu yeniden
İsmini andım hüzünlü gecelerde

Tatlı bir yorgunluk sarar yeniden
Tatlı bir hüzün sarar yeniden
Acı gülümsemeler dudaklarda yeniden
Bir meltem bir esinti bir fısıltı derinden
İsmini andım hüzünlü gecelerde

İsmini andım hüzünlü gecelerde
hüzzam bir ayrılık şarkısı mırıldanırken
Yalnızlık acı elem keder geriye kalan
Sadece sadece bir elveda kısacık
İsmini andım hüzünlü gecelerde

Çaresiz umutsuz gözyaşları
Söyler misin gözbebeğim
Söyler misin birtanem
Ayrılık acısı ve hüzün
Neden arkanda bırakılmış
İsmini andım hüzünlü gecelerde

Senden ayrı saatler gün günler yıl
Yıllar mevsim mevsimler asır
Hasretinden şiirler mısra mısra
Dokusu gözyaşı ilmeği hüzün
Kafiyesi ızdırap hecesi hüzün-efza
İsmini andım hüzünlü gecelerde

İsmini andım hüzünlü gecelerde
Senden uzak gözlerim ıslak hüzünlü
Dudaklarımda binlerce seranat
Sinemde yalvarış dillerimde yakarış
Ayaklarımda pranga ellerimde kelepçe
Kalemlerimde sana yazılmış dilekçe

İsmini andım hüzünlü gecelerde
Nağmeye bürünmüş hasretinden
Bir mehtap gecesinin şevkinde dururken
Küllenen acılar savruldu yeniden
İsmini andım hüzünlü gecelerde

Tatlı bir yorgunluk sarar yeniden
Tatlı bir hüzün sarar yeniden
Acı gülümsemeler dudaklarda yeniden
Bir meltem bir esinti bir fısıltı derinden
İsmini andım hüzünlü gecelerde

İsmini andım hüzünlü gecelerde
hüzzam bir ayrılık şarkısı mırıldanırken
Yalnızlık acı elem keder geriye kalan
Sadece sadece bir elveda kısacık
İsmini andım hüzünlü gecelerde

Çaresiz umutsuz gözyaşları
Söyler misin gözbebeğim
Söyler misin birtanem
Ayrılık acısı ve hüzün
Neden arkanda bırakılmış
İsmini andım hüzünlü gecelerde

Senden ayrı saatler gün günler yıl
Yıllar mevsim mevsimler asır
Hasretinden şiirler mısra mısra
Dokusu gözyaşı ilmeği hüzün
Kafiyesi ızdırap hecesi hüzün-efza
İsmini andım hüzünlü gecelerde


#215


Sana "susuyorum"...
Biraz da "susmayı" deniyorum...
Nereye kadar ?

Bu oyunu burda bitiren ben oluyorum...
Başlatan sen olana kadar !!
Ama sen geldiğinde bu oyunun çoktan çoktan bittiğini anlamış olacaksın...
Sen yine her zaman ki gibi geç kalacaksın benim hayallerimi süslemeye !!!


Düşlerimde ağlayan çocuğa üzülmek için senelerin geçmesini bekleyeceğim ben...
Sen de anlayacaksın eninde sonunda...
Ama unutma geç kalacaksın !!!

"Susuyorum" !!
Bir ölü gibi bir dilsiz gibi bir taş gibi bir kaya gibi bir su gibi bir dağ gibi
"Susuyorum" !!

Ve bir çöl gibi !
SANA "Susuyorum" !


Bu Resim Yeniden Boyutlandırıldı. Resmin Orjinal Boyutu 679x487 ölçülerindedir. Buraya Tıklayarak orjinal halini görebilirsiniz.

Acıyorum!
Hem kendime..! Hem yıllarıma..! Hem yaşlarıma..!
Hem yaşadıklarıma..! Hem yaşayamadıklarıma..! Hem hatalarıma
Sana acıyorum !!

Bu Resim Yeniden Boyutlandırıldı. Resmin Orjinal Boyutu 611x585 ölçülerindedir. Buraya Tıklayarak orjinal halini görebilirsiniz.

Ve ben artık kanıyorum!
Sana..!!!
Söylenenlere..! Yaşananlara..!
Konuşanlara..! Konuşulanlara..! Yalanlara..!
Oyunlara kanıyorum..!

Şimdi ben de oynuyorum !
Sahte gülüşlere sahte mutluluklara sahte insanlarainsancıklara
Sahte bakışlara bende oynuyorum !

Nasıl oynanır bilmiyorum ama her oynayan kazanıyorsa bende denemeye
Ellerim kollarım bağlı mecbur kalıyorum...


Şimdi ben ölüyorum!
Biraz sana biraz bana biraz da bu aşka ölüyorum...!!

Dedim ya ben SuSuYoRuM !


#216
"Sustum" ben öylece gidişine şahit "sustum" en acı sözden korkarak "sustum" sen giderken..

Bir hoş çakal sözünden İki damlaydı içimde "suskunluk" ‘’Bir başka göze bakamam senin gözlerine baktığım gibi’’ derken "Sustum" .
Öylece..


Gidişine kal deyişim musallat olmuşken ‘’Vazgeçtin mi? ’’ diye sordun
"Susarak" söyledim ’’asla vazgeçmem.! ’’ diye ‘’Seviyorum seni.! ’’ dedim Yine inanmadın.
İnanmayacağını bile bile
Söyledim "Sustum"

Sen bir daha ağlama diye
"Sustum" sadece "Sustum" ki bu çığlık daha da büyümesin Kanım akıttım kendime
"Sustum" ‘’seni seviyorum’’ diyemeden "Sustum"

Bütün inançlarımı yitirirken
Sen benden yittin Ben aşka hainken sana doğru
Sen olduğun yerde kaldın "Sustuk" birlikte "sustuk" sadece
Sözler tükenirken "Susmanın" alfabesi olmalıydı mutlaka ! "Susmanın" bir ses tonu ! bir rengi !

Birlikte "sustuk" acının taaa orta yerinde ‘’Söyleyecek sözün var mı? ’’ dedin ben "sustum" tükettim sözleri
"Sustum" öylece..
İçimden söyledim ‘’seni ne kadar çok sevdiğimi’’

"Sustum" kendime Lanet ederken
Bir bir yitirdim umutlarımı Kaderime "sustum" kendime küstüm Öylece bıraktım seni bir helallik alamadan almayı zaten hiç hak etmedim
Ben senin günahın kaldım "sustum" yinede...

Hakkım yok sevmeye bir daha diye İçimde yangınlar.
Boranlar koparken "sustum" Sen ‘’git’’ diyordun ben sana ‘’kal’’ diyemiyordum
"Sustum" kederime "sustum" Sen orda kaldın ben yangın yerinde..

Kendi ordusuna yenik bir askerim..
Kendi okumla vurdum kendimi İçimde savaş çığlıkları varken ben "sustum" ‘’sen gitme’’ diye Savaş meydanında yenik bir askerdim Kalbim sökülmüş ağzım prangalaşmış dilim lal Her yenik asker kadar dik durdum sen gidene kadar Yeniden savaşacak güç aradım Yeniden "susmamak" için

Sustum Sadece "sustum"

Sen "sustun"

Biz "sustuk" .


#217


Bazen Sahilde Akşam



Günün son ışıkları gömülürken sulara
Derin bir hüzün çöker
Sahile yalılara.
Gözlerim dalgın dalgın
Takılır ufuklara.
Bazen sahilde akşam
Bir deniz tutkusudur.
Bazen buruk bir sevinç
Yalnızlık duygusudur.
Bazen sonsuz bekleyiş
Bir hasret türküsüdür.
Bazen sahilde akşam
Bir aşkın öyküsüdür



#218


Ütopya(m)





Buz gibi binaların ardından doğan güneş gibi bir garip

Can kırıklıkları var içimde.

Sağa dönsem güz

Sola dönsem tufan..

Böyle gelmiş böyle gidecek

Bir dünya'nın içinde aynada ki saklı yüzümle

Sol yanımda ki acılarla başbaşayım bugün.

Sanki nefesimin son demine kadar kırılacak baharlar

Ve acıyla yoğurulacak u-mutsuzluklar

Düş yakamı hiç bırakmayacak.

Kilitlenip kalacağım dikdörtgen bir odaya.

Araf yığıldıkça kadınlığıma

Ütopya'nıza yeni çocuklar bağışlayacağım

Hepsinin adı İsa kalacak..

Ve baharlardan yoksun kalacak bedenleri

Dört mevsimin kapısına çocuklar bırakacaklar.

Meryem ahiret boyu acısını sakladıkça bacaklarında

Mevsimler birbirine geçecek

Ne acı; üşüyen çocuklar ölüyor kapınızda hergün.

Binaların aralarından güneş hep paslı yüzünü gösterecek yüzüme

Ben bahar geldi dedikçe kış aralayacak kapılarım.

Ben ne zaman yüzümü göğe çevirsem kar tanesi yağacak kirpiklerime

Ben kardan kadın olacağım belki de şehrinize.

Çocuklarım donarak can vermişti

Bildiniz mi?

Kim bilir nefesinin son demine kadar yağmur olacağım teninde

Sen güneş açsın isteyeceksin

Ben vakitsizce yağacağım yüzüne.

Kadın'ın çocuklarından yoksun

Dört kitap yanmışkülleri çocuklarınızla Arafa'a saklanmış.

Ta ki ucu bucağı nehirler kavuşana dek

Ta ki dağlar birbirine geçene dek acımsın sol yanımda.

Cennetinim işteduru ve bir o kadar sığ.

Çocuklarımı kurban ediyorum Ütopya'nıza

Sizin olsun

Ben kirlendim..

Hiç bilmediğin bir karanlıkla seviştim

Sesi de tıpkı tenin gibi engebeli.

Savaşmak zor

Cinayetlerin süslü bedenimde

Avuçlarımdan bedenine çiviliyorsun bedenimi.

Sahi;

Hiç ben olmadan sevişebildin mi?

Bensiz çocuklar bağışlayabildin mi Ütopya'na?

Adlarını İsa koyabildin mi Meryem'den olma?

Ya da durun!

Çocuklarımı kurban etmiyorum şehrinize

Açın şu ışıkları

Yeter ki bahar doğmasın mabedime.

Çocuklarım da ölsün

Kanayarak büyümesinler kanlı ellerinizde

Çocuklarıma Ütopya'larınızı mahrem kılın

Ebediyen girmesinler.

Ben onlara dört kitabımda mutlu olmayı aşılayarak büyüteceğim.

Ölüm!

Aralasana dudaklarını

Sıkışıp kalmak istiyorum dişlerinin arasında

Nefesse eğer yaşamaknefes’siz kalıp ölmek istiyorum dudaklarında.

Ütopya(m)geldim işte yalın ayak bakireliğimle kapına

Al-sana beni...



#219
Zamansız Yaşanmışlığına İnat Aşkın Gitme...
Gitme
Rüya bile olsan gitme…
Zamansız yaşanmışlığına inat aşkın
Kal bu gecede…

Ne günü ne saati aklımda
Sana vuruluşumun
Ne de o anki telaşı
Efkârı mâşuğun…
Zamansız işte
Ne kadar amansız ise aşk
O kadar da zamansız
Ama
Sen yine de gitme
Mucizelere kurmayalım
Durduk yere yelkovanla akrepi
Anı yaşamak varken…

Rüya hatta riya bile olsa
Uykuyu mekân umudu aş
Aşkı rüya yaşayalım dizde…

Herkes gibi olmasa da
Bu civarlarda sevi
Her limandaki gibi duramasa da
Bu denizde gemi
Sen yakamozlara aldanma
Güneşi görünce gitme
Bu sefer bari yaşayalım dem’i

Gitme
Riya bile olsan gitme…
Zamansız yaşanmışlığına inat aşkın
Kal bu gecede…

Sebepsiz sualsiz kal
Kalmışlığının huzuru çöksün
Yangın gönlümüze
En vaktidir rüyalar
Hüzünbaz sevişmelerin...
Sunar sevi her anı ömrümüze…

Sırf bu yüzden kal bu gece de
Zamansız yaşanmışlığına inat aşkın…

Ne günü ne saati aklımda
Sana vuruluşumun
Ne de gönül farkında
İşlediği büyük suçun…

Sen yasaksın bana
Sana vurulmam
Sende durulmam yasak
Öyle ki;
Sevişmelerin hüznü bile haram

Kıyıya vurur sızım
Bir işte böyle düşünce düşüme aşk
Bir de sen gelince fikr-i mağrura...
....

Ezelden mi yazılmıştı
Keşke’ye kalmış yazılmaz olası
Yoksa gerçekten mi zamansızdı
Aşk denilen gönül belası

Gitme düşümden
Varsın bu gece son olsun sevgilim
Ama iyice bak gözlerime
Sana onca susamışlığımı
Alev almışlığını gör gönlümün de
İstersen bir daha hiç gelme…
....

Bu gece rüyamdan riya bile olsan gitme
Tek vaktidir rüyalar
Hüzünbaz sevişmelerin…


#220


Bu Resim Yeniden Boyutlandırıldı. Resmin Orjinal Boyutu 700x539 ölçülerindedir. Buraya Tıklayarak orjinal halini görebilirsiniz.

Ey gece
sevdiğime söyle
yanındayım ben hep
onunla yüreğim ellerim gözlerim.
Ara sıra o da düşünsün beni
karanlık çöktüğünde.
Kimbilir
bir yıldızda birleşir yüreklerimiz belki de...


Bu Resim Yeniden Boyutlandırıldı. Resmin Orjinal Boyutu 700x439 ölçülerindedir. Buraya Tıklayarak orjinal halini görebilirsiniz.

Ey rüzgâr
sevdiğime söyle
sen savururken umutları
diyardan diyara
toplasın yerlerden hayallerimi
bassın bağrına sevgiyle...
Kimbilir
hayaller gerçekleşir belki
onun eli değdiğinde...


Bu Resim Yeniden Boyutlandırıldı. Resmin Orjinal Boyutu 700x497 ölçülerindedir. Buraya Tıklayarak orjinal halini görebilirsiniz.

Ey yağmur
sevdiğime söyle
her toprağa düştüğünde sen
gözlerim eşlik eder sana
bilsin ona söyle.
Bilsin ki
her yağmurda hatırlasın beni
tutsun damlaları yüzüne sürsün
öpsün damlalar gözlerinden özlemle...




Ey deniz
sevdiğime söyle
Köpük köpük sahiline vurduğumu.
Unutmasın bıraktığı yerde durduğumu.
Her martı çığlığında çınlasın sesim
yüreğinin en derinlerinde...


Bu Resim Yeniden Boyutlandırıldı. Resmin Orjinal Boyutu 700x466 ölçülerindedir. Buraya Tıklayarak orjinal halini görebilirsiniz.

Ey hayat
sevdiğime söyle
onsuz bir anlamın olmadığını.
Söyle ona
deli divane bir gönlün
kuytularda ağladığını.
Ve
Onu unutmadığını
Unutmayacağını...





Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:18 .