' Mevsim'siz Sevda Kırıntıları '

#1
Kırık Dökük*

Önce duvara çarptım sözlerimi..
Onlar henüz varmamışken duvarın sert yüzüne,
ilk kırılan gözlerim oldu yine.

O an,

kırık dökük yağdı avuçlarımın içine, gözyaşlarım.


Eğildim sonra dizlerimin üzerine,
Baktım ki; öylece duruyor yerde,
kırılıp dökülenler.
Her yer dağılmış.
Derli toplu bir yan kalmamış…

Oysa,

Ellerim beyaz bir öykü yazmaya hazırdı, ellerinde
Dizelerimi süsleyen sevdalı sözlerin, başrolüydün sen
Saçlarında gezinen parmaklarımın,
dokunmaya korkan yanıydın..


Aslında,

Bir mevsim adı olmalıydı, aşkımız
Bahara inat, kışa küs
Ne zaman açacağı belli olmayan
Bir erik ağacı olmalıydım ben mesela
Sen se ne zaman yağacağı belli olmayan
Yaz yağmuru..

Şimdiyse,

Ne sen varsın
Ne ben..

Yazılan, çizilen onca söze rağmen…

Ey Sevgili,

Bir kaşık suda boğulan düşlerimin katilisin Sen
Etrafa dağılan misketlerimin küsen yanısın...

Bak işte,
Senin de suçun belli;

Aşk hiç denenmeMeliydi…


Mel Yaman*

İlginizi Çekebilir


#2
İsterik*

nazlı çınarı sevmeyi öğrenen adamım ben..
kuşlarından


sus sen !
sokaklarım omuzunda can buluyor



uzaklarda bir çocuk ölüyor
belki de yakınlarda
bir anne ağlıyor
susuyor bir baba
dalgınlığım bu yüzden


başka ülkenin sabahında uyuklarken
ne küçük adamım
kim bilir kaç kişi iç çekiyor daha derinden
ve kaç avcı kuşları vuruyor
yüreklerinden



çorabına dil sürçmeyi öğreten adamım ben
bakışlarından


sus sen !
ayakların içimi ısıtıyor


bu yüzden delicesine seviyorken şubat’ı
apartman girişinde kimler uyuyor
onların melekleri daha dayanıklı olmalı
onların elleri de
dilekleri de

sıcak ülkelerin olmuyor ki çınarları
yanaklarından kiraz toplarken
devrik lideriyim ben
topuklamalarımın
ve balıklarımın


sus sen !
saçların ellerime masal anlatıyor

Ali Aydoğdu*


#3
*


Döndüğüm sokağın
köşe başında olmayacaksın,

Saydığım kaldırım taşlarından
haberin de olmayacak
hiçbir zaman

Geçmeyeceksin bile
o sokaklardan

Altında sohbet ettiğim çınarın
varlığını bilmeyecek
sana dair bildiklerini duyup,
şaşıramayacaksın



Yanlış anladın sen beni ..
Belki, ben seni..

Ne fark eder ki?




Ne karşı pencerenin silueti
Ne sokak lambasının altında ki
gölge olacaksın

Hiç susmazken yüreğim sana
Sen sessizliğimin bile farkına varmayacaksın..

Bütün bir hayat seni düşünürken
Zaman hep sana bölünürken
Yelkovan sana döner
Akrep seni ararken
Sen,
Hayatımın hiçbir anında olmayacaksın




Yanlış yerde bıraktın beni
Belki, ben seni..


Ne fark eder ki?


Mel Yaman*


#4
AYKIRI YAŞAMAK

Geriye bakarak yanıtlıyoruz birbirimizi
Bir destek aranır bir güç alırcasına
Dönerek ikide bir anıların ülkesine..
Alnımızı gererek konuşuyoruz, kaşlarımızı
Bir ince eğimle siper edip bakışlarımıza
Çok iyi bildiğimiz bir duyguyu
- O biraz yenilgiye biraz ezikliğe benzer
Ortak yaşadığımız sızım sızım -
Saklamaya çalışıyoruz birbirimizden.


Uzun uzun susuyoruz sözün kıyılarında
Hangi kapıyı aralasak bir uzaklık esiyor
Hiçbir düşünceyi sonuna dek götüremiyoruz.
- Böyle belirlenmiş sınırlar içinde
Bir iç denetimle, bir dış denetimle
Konuşmasak da eski tadını yitirdi -
Düşler kuruyoruz yeniden gelecek üzerine
Kaldırıp kirpiklerimizi ayak uçlarımızdan
Dağlara bakıyoruz, ufuklara, bulutlara
- Ah, o insan yüreğinin değişmeyen tutkusu -


Bir güncel sesle sonra, çirkin ve çiğ
Bir kirli görüntüyle hayata ilişkin
Dönüyoruz gerçeğin o kalın çizgisine..
Yeni yeni yaşamlar kuruyoruz ödünler vererek
Aklımızda yüzlerce geçerli açıklama:
"Yaşamak zorundayız nasılsa, iyidir
Hiç yoktan var olmak" adına
Karşı çıktığımız ne varsa yapıyoruz hepsini.
Bir kan pıhtısı gibi yarada kuruyan
Binlerce uyuşturucu merhemle donuyor kalbinizde
Anılar inançlar incelikler düşler..



ŞÜKRÜ ERBAŞ


#5
teşekkürler


#6
Müjde

Öleceğiz; müjdeler olsun, müjdeler olsun!
Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun!

1982

Necip Fazıl Kısakürek


#7
Veda

Bu sehirden gidiyorum
Gözleri kör olmus kirlangiclar gibi
Gururu yikilmis soyatlar gibi
Bu sehirden gidiyorum.

Insanlar tas gibi bana yabanci
Agaclar bensiz hüküm giyecek bulvarda
Bir tanbur bir yanlizligi anlatiyorsa
O isiksiz pencereden
Ben onu duymuyor gibiyim
Bir agac ölüyorsa kapinizin önünde
Ben onu bile duymuyor gibiyim.

Bu sehirden gidiyorum
Gömerek geceyi icime
Sabahin hüznünü beklemeden
Gidiyorum bu sehirden.


Erdem Beyazit


#8
DELİSİ

Yoğun karanlığa karşı
Darmadağın saçı-başı
Kımıl-kımıl gözü-kaşı
Vurur ışıldanır çarşı
Ki yoğun yanlış içinde

Çizgileri nokta-nokta
Kesip-kesip alıp-satar
Ayırır kuruyu yaşı
Yatar uyur sokaklarda
Panayır, pazar-yeri'nde
Bir deli, bir çok, kör, şaşı

Bağırmak düşer mi, ya da
Yetişir mi, uyuyorlar,
Paylaşmışlar sonu başı
Bir adam, başı elinde
Dönüp-durup bakıyorlar
Bir adam, elinde başı.

Özdemir Asaf


#9
Eskimeyen Veda

Faruk Civelek

Karlı bir akşamdı İstanbulda
Son kez elele yürümüştük,
Bitmesin istediğimiz yola.
Kısacık beraberliğimizin bütün anılarını sığdırmıştık.
Yazarsın bana demiştin.
Bende yazarım sana sık sık.
Ağlıyordun....
Ben görmeyeyim diye kaldırmıyordun başını.
Elimi daha sıkı tuttun,
Anlıyordun....
Bu ayrılığa dayanmıyordu karşı koyuşumuz,
Öğrettiğim çiçek adlarını unutma dedin,
Kelebekleri kitap arasında kurutma,
Sık sık fotoğraf çektir, yolla bana,
Kitaplarım sana emanet,
İncitme kimseyi, kin büyütme kalbinde...
Beni bekle...
Yol bitti, gidiyordun artık; gittin
Sokakta gördüklerimi, filmlerdeki aktristleri sen sandım bir süre,
Kin büyütmedim kalbimde söz vermiştim sana diye,
Kitaplarını okudum, kelebeklerine dokunmadım,
Öğrendiğim çiçek adlarına yenilerini ekledim,
En çok fesleğeni, çoban heybesini, akşam sefasını sevdim.
Seni beklerken çok şey öğrendim,
Yolunu gözlediğim, sevdiğim ilk kadın...
Nasıl olsa bulacaktır diye, her görüşümde aynı sesle seslendim
Senden yana gelenlere selam söyle! dedim..
Beni kötü rüyalardan uyandıran.sevdiğim ilk kadın..
Bir bilsen seni nasıl özledim...
Kar yağıyor şimdi, kırk yaşım bitti,
Kitapların bende, kelebekler gibi kar taneleri,
Kendi yolumda yürürken hiç unutmadım o cümleyi;
Selamını aldım kadınım,
Kin büyütmedim kalbimde....
Şimdi kızımın gözleri hala senin çiçeklerinde.


Faruk Civelek


#10
Düşmesin ki yağmur edasıyla umutlar
Benden yana sıcak yüreğine
Hisseder misin bilmem
Tenim soğuk
Kelimelerim duygusuz
Yeminlerimleydi sözlerim
Yalnızlığın elini tutarken.
Aşkın yüzümdeki tükürüğü
En kanlısıydı
En lanetlisiydi ki
O an çıkagelmişti yalnızlığım

Sanma ki efkârdan sarhoşluğum
Eşlik etmek isterim
Kol kola dünya dönüşüne
ama yalnızlığımla.

Tutmayasın ellerimi
Onlar;
Yorgun,
Nasırlı
Ve
Korkak.
Ya gözler;
Onlar bulutlar akasında
Birer ürkek tavşan

Ben bende miyim ki,
Sen bana gelmek istersin.
Sömürülen duygularım,
Çalınan hislerim mi istediğin
Bıraktıkları tek şey,
Şiirlerim.
Korkarım onu da sen alasın
Geri gelmez mi deme bana
Umudum sokaklarda gezen
İğrenç bir solucan
Son mısram sana eyy güzel!
Seni üşüten,
Soğuk olan yalnızlığımdı
Ne elimdi
Ne de tenim.


Belki de her şey sıcakken gelseydin
Ne sen üşürdün ne de benim ellerim




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:30 .