#1181
Tam anlamıyla bile çok eksik -

Tam anlamıyla bile çok eksik -

Tam anlamıyla bile çok eksik -

Tam anlamıyla bile çok eksik -

Tam anlamıyla bile çok eksik -

Tam anlamıyla bile çok eksik -

Tam anlamıyla bile çok eksik -

Tam anlamıyla bile çok eksik -

Tam anlamıyla bile çok eksik -

Tam anlamıyla bile çok eksik -

Tam anlamıyla bile çok eksik -

Tam anlamıyla bile çok eksik -

Tam anlamıyla bile çok eksik -

Tam anlamıyla bile çok eksik -

Tam anlamıyla bile çok eksik -

(E-kart:mavigibi)



#1182
Tam anlamıyla bile çok eksik -


Sus pus olmuş akşamlar
İçimde ölen biri var!
Tüm hayallerimi ıskaladım,
Gizlemeye çalıştığım duygular ap açık ortada,
Adın bulaştı gözlerime çıkaramadım..


Tam anlamıyla bile çok eksik -
Tam anlamıyla bile çok eksik -
Bastırmıyor hiç bir şarkı sözü acılarımı,
Tüm şiirler lal,

Yoksun ya; yarım kaldım.
Pusulası yok yaşadığım hayatın,


Tam anlamıyla bile çok eksik -

Yüzüme hasret çarptı ağladım.
Ne olur gel,
Çıkar düşlerimden intiharları..


#1183
Tam anlamıyla bile çok eksik -
Şimdi Siyah Beyaz Bir Filmi Yaşıyoruz.
Siyahı Ben Beyazı Sensin
Tarifi Yok
Tarif Edilemiyorsun
Ama Ne Olursa Olsun.
Yüregim Seni Cok Tuttu,
Bilki Artık Hep Sen İzleniyorsun..


#1184
Akşam olur
Bir başıma kalınca
Bu yerde...

Özlemin
Ateş olur..!
Dokunduğun her yerde
Kıvılcımlar saçar
Özlem ateşin
Yangınlara döner...

İçimde
Yıkılmaz sandığım
Dağlar erir
Ormanlar bir bir yanar.

Eğil başım
Sen..
Öne eğil....

Bunca yıldız varken
Gece neden karanlık olur
Sevdiğim.....

Kaybetmeyince
İnsan
Bilmezmiş
Elindeki nimetin kıymetini.

Ağla yüreğim kendi haline
Sen
Şimdi ağla..


#1185
Tam anlamıyla bile çok eksik -

Tam anlamıyla bile çok eksik -

Tam anlamıyla bile çok eksik -

Tam anlamıyla bile çok eksik -


Tam anlamıyla bile çok eksik -


#1186
Tam anlamıyla bile çok eksik -


#1187
Alıp O'nu karşıma -kim bilir belki de yanıma- ismini vermeden senden bahsedeceğim O'na. "HayaT!" diyeceğim, "aklımı başımdan aldı, sonra beni silkeyelip attı."

Ey HayaT, ilk kurşunu öyle bir sıktın ki, daha yarası geçmeden son kurşunla toprağa düşürdün beni. Ben seni, sever bilirdim. Silahın, gönlünün ateşidir; kurşunun, aşkınla döktüğün gözyaşlarındır sanırdım. Meğer yan yanayken ne çok uzakmışız birbirimize. Gözlerimi kapatıp bırakıp gittiğimde kendimi sana, sen bambaşka diyarlardaymışsın.

Suç sende değil ey HayaT, bilip de bilmezlikten gelen bende. İlk kurşunu sıkan benim, gönlüne gönlümdeki sevdayı zorla kabul ettirmeye çalışan da... Az zamana sıkıştırılmış büyük beraberliğin tadını çıkarmaya çalışırken ruhunda kopan fırtınaları fark edememişim. Kendimi düşünüyorum söylediğin gibi, içindeki tezatlıkları hiçe sayarak. Ulaşılamayanın, ulaşılamayana ulaşmaya çalışması yer yüzünün en büyük sarsıntısıymış; bu ne büyük bir depremmiş ruhumda!

Elaya kaçan gözlerine vurulduğum ey HayaT! Bana yasak etme denizini, yeşilini, yaşadığın mekanları. Sesindeki hüznü duyur, fotoğraflarda kalmasın aklımı başından alan güzelliğin. Ben senin için ağlasam ne fayda, kendi ruhumu susturamadıktan sonra.

Bu gece seni anlatacağım gözyaşları içinde. "O'nu ilk yeşilleri içinde gördüm, sevdim" diyeceğim. Adını vermeden derdime nasıl derman bulurum bilmiyorum. Ama öyle ağır ki varlığın içimde, gök kubbe dar geliyor bana bu yeryüzünde. Ayağımda zincirler, gönlümde yaralar ne zor şimdi bu yolda yürümek. Unutur muyum.. unuturum elbet… unutturmasan keşke... Arasan, sorsan, beni o ilk günkü gibi yine sevsen…


#1188
Tam anlamıyla bile çok eksik -

Uyandım…
Oda taş kesmiş…
Penceremde adresini şaşırmış bir eylül akşamı…
En başta takvimler kabullenemiyor zaten gösterdikleri günleri…
Mesela bugün Perşembe ama inatla Salı pazarı kurulmuş semtime…
Malum Salı sendromu var geçmişimizde...


Tam anlamıyla bile çok eksik -

40 W yıldızların fayda etmediği karanlık…
Sandalyeler zor ayakta duruyor çünkü masadan kaldırılmamış hala sanrılarım…
Hala fişten çekilmemiş kelimeler…
Harfler darmadağın;
dil yorgun; boşa yanıyor cümleler…
Kime ait olduğunu bilmediğim bir not göğsümün üstünde;
-Tebessümle karşılamalısın artık ölümü…
Tanrı birine bakmış içimde ama çıkartamamış herhalde nereden hatırladığını…
Yaşamak şimdi ekmeğine katık etmektir gözyaşlarını…
Ağlama duvarına çivilenmiş çünkü ahşap çerçevesi ömrümün…
Çünkü vesikalık gülüşlerimi öfkelenip çekmeceye kapatmışım…
Fotoğraf karelerinde takındığım suretten utanıyorum…
..


Tam anlamıyla bile çok eksik -

Günahlarımı durulamaya gidiyorum ağır adımlarla…
Musluğun altına dayıyorum eski sevişmeleri…
Tenimden düşen bin parça…
Gömleğimi yine ters giymişim…
Sakallarımın jiletlere direnişini izliyorum bir süre aynada…
Gözlerim karıncalı gösteriyor sabahları…
İşaret parmağımla dudaklarımı kesiyorum… -ki bu sus demek tıp literatüründe…


Tam anlamıyla bile çok eksik -

İpuçlarından saçlarımın cesetlerine ulaşmak mümkün…
Mümkün suç oranını alnımda hesaplamak…
İyi de mutlaka bir yol olmalı geri dönmek için…
Nerede başladım bu hikâyeye bak şimdi neresindeyim özgür'lüğün…
İsmim alay konusu olmuş esaretime…
Öznesi gizli mektuplar yolluyorum durmadan kendime…
Postada takılmasın diye dua ediyor yalnızlığım…
Sadece çocukluğumdan cevap bekliyorum…


Tam anlamıyla bile çok eksik -

İncir çekirdeğini dolduran nedenlerim vardı…
Harcanmış zamanlar kuyusuna attığım dilek paralarım…
Uçurum uçurum aranan intihar ihtimallerim ve çok düşülesi boşluklarım vardı...
Vardı yemin ederim… Yoksa yok olsa hiç öyle söyler miyim?
Çocuktum daha…
Gece 03–05 arası migren nöbetlerimde yatağım uzay gemisi olurdu…
Sonra köpekbalıklarının yüzdüğü bir iskele ya da Elm Sokağı'nda köhne bir ev…
Freddy Krueger'la yan yana uzanmışlığım da oldu kapının arkasındaki elbiseleri hayalet sanmışlığım da…
Haklısınız uykuya dalmış numarasıyla kurtulduğum ebeveyn dayaklarını da unutmamalı… Unutmamalı ruhumun tuzruhuyla büyük benzerliklerini…
Doktor Hanım neden ısrar ediyorsunuz beni anlamamakta…
Deli değilim çünkü delirdiğimin farkındayım…
Kırık kahve fincanında öldü falım gördünüz ya polisler bütün çingeneleri kodese tıktı…
Aldığım elmalı kurabiye tarifinin kıvamı tutmadı… İlaçlarım!
Kurtarın beni şu beyaz kâğıtlardan…
Lanet kalemimin yine çenesi düştü…
Baksanıza, açık ediyor güç bela sterilize ettiğim yaralarımı…

Galiba yoktan bir sevgili yarattım;


Tam anlamıyla bile çok eksik -

Kalp bazen yönünü şaşırıyor duracağı yeri karıştırıyor hatta…
Seni karşılayabilir miyim? Hep bunu merak ederdin ya…
Sana az geldiğimi öğrenmiş oldun…
Benim aşklara yeterli olmadığımı öğrendiğim gibi…
Emir kipine rağmen sevmiştim seni…
Git desen aksine dibine kadar sokuluyordum kimsesizliğinin…
Sen ya da ben ve diğerleri… Herkesin İstanbul'u başkaydı…
Başka başka sızıları barındırıyordu her semt…
Mecidiyeköy'de bir adam beyninden vuruldu...
Beyoğlu'nda fünye ile patlatılırken (şüpheli) yardım paketleri…
Cihangir'de el ele tutuşan iki gölge ölü bulundu…
Sarıyer'de bir kadın martı çığlıkları satıyordu… Yoksulluktan mı? Hayır!
Minnet duyuyordu çünkü mavilere...
Kız Kulesi'ne nicedir yılanlar alınmıyordu…


Tam anlamıyla bile çok eksik -



Herkesin İstanbul'u başkaydı… Başka başkaydı insana verilen değer…

Ucu sivriliyor sözlerimin senden bahsedince… Neden?

Saatte iyice geç oldu…
Kaç günü akşam ettim seninle…
Kaç mevsim değişti ellerimin mesaisinde…
Yelkovanların iş yavaşlatma eylemleri sürerken…
Bu tımarhanenin denize nazır penceresinden daha kaç vakit seyredilir ki hayat…
Bir bardak çay daha çıkar mı sence gözlerinin deminden…
Çok sigara yakılası güzelliğin rahat bırakır mı peki beni; biraz uyusam…
Tavana astığım bakışlarımı yastığımın altına saklasam…
Ne dersin? Üzülme seni yazmaktan vazgeçmedim…
Maksat;
Yarına da bir şeyler kalsın!


Adsız ( Free & Chaos )
E-kartlar: SuPRaDYn



#1189
Tam anlamıyla bile çok eksik -


zaten ne zaman senden gitmeye kalksam
son otobüse bir kişilik yer kalmıştır
açılır kapılar ardına kadar
ve sessiz sedasız uğurlanır mecburi yolcular...


#1190

Tam anlamıyla bile çok eksik -



ben giderken

şimdi ben gidiyorum ya,
sen üzülme . .
ben en çok giderken severim;
gitmek zorundayken . .

ellerini alamam ya yanıma . .
gözlerini göremem ya hani . .
bir de hayal ederken tenini . .
gitmeye yakınken daha da severim . .

beddua etmeden,
fakat teşekkür de etmeden;
öyle sabırlı öyle yaralı
dişlerimi sıktıkça biraz daha severim . .

korkma anlatmam sana uzun uzun;
bana nasip olmayan vakitlerini almam . .

bilirsin sessizliğim geveze,
sustukça konuşur kalemim;
yazdıkça severim !!

ve sen hiç bilmezken "derinliğimi"
ben kıyılarında boğulur giderim . .

. . dilek eğri . .


SÖYLEHANGİMİZÖLDÜKÖLENÖLÜMSÜZDÜRARTIKYOKLUĞUNÖLÜM


#1191
Tam anlamıyla bile çok eksik -

Aşkı bulmak zordur yar... Öyleyse kıymetini bileceğiz aşkın. Bir kez buldun mu yapışacaksın yakasına.
Ellerini bir saniye bile ayırmayacaksın aşkın üstünden. Bir çiçek gibi sulayacaksın. Büyüteceksin.
Öyle uzaktan bakmayla yaşanmaz aşk. Ruhunu adayacaksın. Beni düşündüğünde bedenin titreyecek,
ellerin titreyecek, yutkunamayacaksın. Ayrılık fikri deli edecek seni. Yokluğum aklına geldiğinde
bir taş gelip yüreğine oturacak, ağırlığının altında ezileceksin. Yerinden kalkamaz hale geleceksin.
Düşünemeyecek, konuşamayacak hatta ağlayamayacaksın.


#1192
.

Hayat körebe oyunuydu
Sobelendim yaşanmamışlıklara...

Anlat, merak ediyorum

Her zaman ışık var mıdır, tünellerin ucunda?




Seynur İnal


#1193
Tam anlamıyla bile çok eksik -


#1194
Ağlamasam
Bir sabah hıçkırıkla uyansan
Pencerelere koşup güneşi arasan
Umudun kenarını kemire kemire
Akşamı alsan odana
Beni ne kadar seversin kim bilir...
Sonbahar olsan, bütün kış sana ısınsam
Yağmur düştüğünde pencereme
Geldiğini anlayıp koşa koşa
Kısa kollu yüreğimle yollara koşsam
Döktüğün yaprakların kuruluğuna aldırmadan
Avuçlarıma alıp yüzüme sürsem
Gözyaşlarımla yaprakların ıslansa
Bu sonbahar gelsen
Gelsen de artık ağlamasam...

Ceyhun Yilmaz


#1195
Açardın
Yalnızlığımda
Mavi ve yeşil
Açardın
Tavşan kanı kınalı berrak
Yenerdim acıları, kahpelikleri


Tam anlamıyla bile çok eksik -

Gitmek
Gözlerinde gitmek sürgüne
Yatmak
Gözlerinde yatmak zindanı
Gözlerin hani?

To be or not to be.. değil
Cogito ergo sum.. hiç değil
Asıl iş, anlamak kaçınılmazı
Durdurulmaz çığı
Sonsuz akımı


Tam anlamıyla bile çok eksik -

İçmek
Gözlerinde içmek ayışığını
Varmak
Gözlerinde varmak can tılsımına
Gözlerin hani?

Canımın gizlisinde bir can idin ki
Kan değil sevdamız akardı geceye
Sıktıkça cellad
Kemendi


Tam anlamıyla bile çok eksik -

Duymak
Gözlerinde duymak üç ağaçları
Susmak
Gözlerinde susmak
Ustura gibi
Gözlerin hani?

Ahmet Arif


#1196
Tam anlamıyla bile çok eksik -


#1197
Yine girdim gecenin korku tüneline cesurca,
korkarken binmeye alışıktır bu trenin vagon araları,
yine kapımda karakış
Ne zaman düşünsem seni,
intihar çığlıkları gelir kulağıma
şehrin arka sokaklarından.
İçimde eriyen buzun tepkime ısısı gibisin
Eridikçe ısıtır sonra yine donarsın
Ve her donuşunda beni de yakarsın,
Söyle gecelerimin gardiyanı olan masal perisi
Sen nekadar, kaç mevsim yalansın.

Ne zamandır sezen söylemiyor “keskin bıçağı”
Ve artık radyolar çalmıyor bab-ı esrarı.
Uzaklarda bir yerlerde bakan gözlerin,
hangi cinayetlerini görmüştür bu gecemin.
Yer altı zindanlarında saçlarının
kimleri asmıştır boynuna dolanıp
bu yasadışı militan sabahlar.
Onursuz kalmaktansa dolaşan kanında,
yara olup kanadım her adımı andığında.
Oysa sen hiç görmedin
bu cam kesiği ayrılığın
ne depremlerin artçısı olduğunu
ve ne kadar yıkım yaptığını
o gözlerime bakan iki gözün.
Hani bu şehirden gitmek kadar
mülteci bir rüyanın orta yerinde girmiştin ya gecemin ikindisine.
Yok saydığım hayatıma,yalgızım şimdi
bu kalabalıkların mahşerinde.

Bir iççekişsin gecemin ayazında.
Beni kovarmısın kalbinden,
Atarmısın beyninin en ücra köşelerinden

ve gözlerin nasıl görmez
sana olan susuşlarımı biriktirdiğim göz pınarlarımı
.

Yağmurlar erken yağardı
her mevsimin gençliğinde kentime
Susuz kalmış martılara
ve sokak kedilerine inat
Kana kana tadıyorum
sensizlik okyanusunun tuzlu sularını.
Toprağımın kokusu geliyor
her yağmur sonrası küçük köyümün,
Günler ötesinde kalmış
ağustos mesafesindeki dağların arkasından.
Senden sonra biriktirdiğim tüm sitemleri bileyledim,
gözyaşlarının altında
geceler boyu kalmış, pas tutmuş varoluşuma.
Tüm silahlarını bana doğrult
razıyım ama ne olur dilini kana bulama.
Yüzüme gözüme saydır
terkedilmişliği ve yalnız geçen gençliğimi
Kıpırdarsam namerdim,
ama bu sevda savaşında oyun taktiği sayıp
beni arkamdan vurma.
Ne olur beni sana terket benden.
Dönüşsüz bir bilet al bu akşam
coğrafyamın en uzak istasyonuna,
bu gece gitmelisin son terk treniyle
o intihar adalarına.
Yitirilmiş tebessümlerimi biriktiriyorum salı rüyalarıma
Kalmak için artık erken
ey gecemin gardiyanı,
Bu çığlık sokakların meçhul failli katili beni sana terket.
Mevsimsiz bir yaprak savruluşuyla çiziyorum rotamı
Uğramadık liman
demirlemedik sahil kalmayana dek
geziyorum
yalnızlık okyanusunda maviliğini.
Ne yana dönsem mahşer mevcudiyeti,
kalabalık yalnızlar.
Bu son kaçışta olsa
bilmiyorsun ışığa kaçarken
geride bıraktığın karanlığın
neleri gizlediğini.
Bir gece ansızın uyanıyorum
uçurumun kenarından atlarken o kabus gözlerinden,
Topladım valizimi
senden arta kalan hatıraları atarak içine
Sensiz sana taşınıyorum
bedeli ağlayarak.
Bir merhabanı bekleyen
o küçük umutla bekliyorum
beni götürecek olan kahır trenini
bu gece beni sana terket.
Sen ve ben bir denklem gibi
iki bilinmeyenli
Hiçbir özdeşlik çözemiyor,
hiçbir formül bulamıyor matematik
Ansızın aklıma geliyor liseden kalma bir metod,
yerine koyma metoduydu galiba adı
buluyor sonunda çözümü aşk.
Seni yerine koyuyorum
hangi şıksın bilmiyorum.
Tek soruyu ancak yetiştirdim diyorum bu sınavda,
ama nafile bütünlemeye bıraktım seni
kalemimi kırarak.
Beni temize çekme istemem
beni sana bırak
Beni sana terket bu denklemin bilinmeyenleriyle birlikte
saçlarının zifiri maviliğine bırakarak,
Ağırlığını taşımak hayatın,
sensizliğin,

ağırlığını her gece tartmak.
Taşıyabilmek
bu katarlar yüküyle çekilmiş ağırlığı,
bir çift kırık omuzla
tek başına ayakta kalarak.
Yorgunluk belirtileri baş gösterdi
bir yanı kırık gençliğimin uyku saatleri.
Vedalar ne kadar ağır olursa olsun
her sonun bir başlangıcı var.
Ey benim son başlangıcım ağırda olsa bu karar
Ne olur beni sana terket...
beni sana terket bu son firar.
Bu son firar...


(Kahraman Tazeoğlu)


#1198
(..çok zaman sonra belki de sen..)

sesi soluğu kesilmiş bir aşkın ortasından yürüyoruz
acılarımızı saramayacak kadar uzağız artık


kirpiklerimizde beslenen düşler,
yeni doğacak sevgililere miras
düşünüyorum da,

belki biz sevgiyi değil, hep ayrılığı büyüttük seninle

çıplak bedenlerimizden akan özlemler yanılttı bizi
yağmur yağarken anımsadığın ben değil,
yalnızlığındı belki de
ve ben yalnızlığını bile özledim desem,
beni duyamayacak kadar sessizsin artık


nakaratındayım anıların
beni bu gece dehlizlere sürükleyen Timur Selçuk,
babasının şarkılarını söylüyor
öyle hüzünlü, öyle hasret, öyle tutkulu
ben de senin şarkılarını söylüyorum
is gibi, sus gibi, öyle vurgulu

kaçırıp getireyim kendimi yanına bir an için desem,
sana sarılamayacak kadar yorgunum artık


dağınıklığını toparlarken odamın,
elimde kaldı bir kitabın içinden düşen resmin
göz göze geldik bir an,
gözlerinde 'seni seviyorum' bakışın
kara çalılar ardına saklanan sinsi bir isyan kaşıdı yüreğimi
resimlerde kalacak kadar yabancı değildik o zaman
her şeyden önce dostumdun,
ıslak hüznümü bile varlığınla gülümsetebildiğim
şimdi gözlerinde yeniden kulaç atmak istiyorum desem,
mavilerinde yüzemeyecek kadar bitkinim artık

nerede yanlış yaptığımı itiraf etmedi aşk
ilam kağıtları birikmiş bir sevda duluyum
şarkıların sakiliğini tek başıma yapıyorum,
rakı makamına göre kadehe doluyor
bilirsin işte, artık sevmek istemeyen kadınlık halleri
an geliyor,
kalbim kanatlanıp göğüs kafesine girmek istiyor desem,
semalarında süzülemeyecek kadar yaralıyım artık



ağdalı sevdim seni ama yapışkan değil
sevmek çekip gitmekti gerektiğinde, bunu bildim

sadece şiirlerimde konuşabildim, bağıra..çağıra
kızdın ve kırıldın sitemlerimin tavşan dudaklarına belki ama
sevdim seni, ayazda..boranda
ah o sadekâr ellerin bedenime yeniden dokunsa desem,
ellerini bedenimde tutamayacak kadar titriyorum artık


bir kedi gözlerimin içine baktı
ruhumdan bir deniz geçti, dalgaları göğsüme çarpttı
antika bir fincanda iç çekişlerim kaldı

gül kurusu perdeler, mutluluğuma kapandı
anılar dudaklarımı öptü, dudaklarım sızladı

çok zaman sonra sen de öp beni desem,

öpüşlerimiz bizi yakacak kadar sıcak değil artık

ve sen, her şeye rağmen gelip, 'seni seviyorum' desen,

bu iki kelimeden ölesiye korkuyorum artık..


#1199
Tam anlamıyla bile çok eksik -

onların duydukları kahkahalarım değil
aşkı tarif gerekirse sana
anlatayım
aşk ne biliyor musun?


Tam anlamıyla bile çok eksik -
Ceyhun Yılmaz

E-kartlari hazirlayan arkadasa tskler.


#1200
Yazık Ettin Sen
Felekten ne günler çaldık seninle
Aşka da bana da yazık ettin sen
Tatlı hülyalara daldık seninle
Bana da sana da yazık ettin sen

Sevdamız ne olsa bitmeyecekti
Kalan ömür bize yetmeyecekti
Biz yoksak bülbüller ötmeyecekti
Bana da sana da yazık ettin sen.

Namerdim bir daha seversem eğer
Boşunaymış sana verdiğim değer
Bu sevda benimle mezara gider
Bana da sana da yazık ettin sen

Açmadan soldurdun açan her gülü
Seven iki kalbin sensin katili
Ne söylerdi sana olsaydı dili
Bana da sana da yazık ettin sen

Yerim yurdum belli meçhul değilim
Ölene kadar sensin yine sevgilim
Yansa kalbim kötü diyemez dilim
Bana da sana da yazık ettin sen.





Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:27 .