#381
Teşekkür Ederim Arkadaşlar Şiirleriniz İçin ..



#382
Hasreti yakarken bağrımı...


Sσn єlνєdα ..
Daldıkça dalarım o engin o kapkara bulutlarla
Bezenmiş gökyüzüne.
bazen hüzünle,bazende öylesi bakarım,
Sensizliğin büyüsünde.
Benide,benide al koynuna demek gelir içimden,
İnce ince yağan,bazende sicim gibi inen yağmurlara.
O an
Ana,baba,kardeş özlemi sarar dört bir yanımı,
Hasreti yakarken bağrımı.
İçimi bir alev dalgası kemirir,
Korkutup yarınlarımı,karartıp ışıklarımı.

Aksan ya,ağlasan ya ey ela gözlerim,
Böyle dolupta neyi beklersin.
sende ince ince yağ ıslat kirpiklerimi,
Yıka arındır,yok et özlemlerimi.
Bir perde gibi kapansın acılarım,yaralarım
Ve de bitmek bilmeyen hasretim....

surgun yuregim!.. yerin dolmuyor!!


#383
Neden halâ gelmedi, yoksa
Saati mi şaşırdı bu hıyar?
Gerçi hiç saati olmadı ama
En azından birine sorar.

Cebimde bir lira desen yok,
Madara olduk meyhaneye!
Ah eşşek kafam benim,
Nasıl da güvendim bu hergeleye!

Gelse, balığa çıkacaktık,
Ne çekersek kızartıp birayla yutacaktık.
Kafamız tam olunca, şarkılar döktürüp
Enteresan hayâllere dalacaktık.

Bu sandalı geçen hafta denk getirip
Çalıntıdan düşürdük.
Arkadaşlar ısrar etti,
Biz de, iyi olur, bize uyar diye düşündük.

Saat sekizde gelecekti,
Bana birkaç milyon borç verecekti.
Yoksa o nemrut karısı kaçtı da
Onun peşinden mi gitti?

Eğer öyleyse yandık,
Gudubet gene yaptı yapacağını!
Geçen sene de merdivenden itip
Kırmıştı Rıza'nın bacağını.

Abi, kadında boy şu kadar;
Kalça fırıldak, göz patlak, kafa çatlak!
Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak,
Ya horlarken Rıza'yı boğacak!

Bak, şimdi acıdım, aşkolsun adama,
Ben olsam, vallahi baş edemem! ..
Hele beş tane velet var ki boy-boy,
Allah'tan düşmanıma dilemem!

Aslında iyi çocuktur Rıza, efendi huyludur,
Herkesin suyuna gider.
Yoksa, kalıba vursan hani,
Tek başına on tane adam eder!

Bir keresinde, hiç unutmam
Üç-beş zibidi haraca dadandı;
Rıza, sandalyeyi kaptığı gibi
Herifleri hastaneye kadar kovaladı!

Aynı mahallede büyüdük, aynı kızları sevdik,
Aynı kafadaydık.
Orta ikiden bıraktık, matematik ağır geliyordu,
Biz, başka havadaydık.

Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır,
Aynı takımı tutardık.
Fener'in her maçına iddialaşıp
Millete az mı yemek ısmarladık! ..

Bir tek askerde ayrıldık,
Bana Bornova düştü, ona Gelibolu.
Döner dönmez evlendirdiler,
En büyük salaklığı da bu oldu! ..

Bense hiç düşünmedim, zaten param yoktu.
Hep tek tabanca gezdim.
Benim beğendiğimi anam istemedi,
Onun gösterdiğini ben sevmedim.

Neyse, bunlar derin mevzu...
Anlaşıldı, bu herif artık gelmeyecek.
Ufaktan yol alayım
Anam evde yalnız, şimdi merağından ölecek! ..

Gittim, vurup kafayı yattım;
Rüyamda gördüm, gülümseyerek geldiğini.
Ne bilirdim, yolda kamyon çarpıp
Hastaneye kavuşmadan can verdiğini! ..

Vay be Rıza! ..
Sonunda sen de düşüp gittin Azrail'in peşine!
Dün, boşuna günahını almışım,
Ne olur, kızma bu kardeşine!

Öğlen kahvede söylediler, Rıza öldü, dediler
Ne kolay söylediler!
Sanki dev bir taş ocağını
Kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler!

Ah dostum... o kocaman gövdene
O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler?
O zalim tabutun tahtalarını
Senin üstüne nasıl böyle çivilediler?

Yani sen şimdi gittin, yani yoksun,
Yani bir daha olmayacak mısın?
Yani bir daha borç vermeyecek,
Bir daha bira ısmarlamayacak mısın?

Peki, beni kim kızdıracak,
Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak?
Peki, beni bu köhne dünyada
Senin anladığın kadar kim anlayacak?

Ulan Rıza... ne hayâllerimiz vardı oysa,
Ne acayip şeyler yapacaktık...
Totoyu bulunca dükkân açacak,
Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık.

Talih yüzümüze gülecekti be! ..
Karıyı boşayıp sıfır mersedes alacaktık.
Hafta sonu iki yavru kapıp
Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık!

Ah ulan Rıza... bu mahallenin,
Nesini beğenmedin de öte yere taşındın?
Ara sıra gıcıklaşırdın ama inan ki,
Benim en kıral arkadaşımdın! ..

Ah ulan Rıza... ben şimdi,
Bu koca deryada tek başıma ne halt ederim?
Senden ayrılacağımı sanma,
Bir kaç güne kalmaz, ben de gelirim! ..


#384
Gitme sırası kalbine geldiğinde alır kalemi susa susa yazarsın,
dert bu ya söyletir..

Herhangi bir gecenin koynunda suyla ihanete uğramış bir kadeh rakı varsa,
nefretle aşkı meze yapıp yuvarladınmı dibine,
''Gel keyfim gel'' diye bir şarkı düşmez insanın diline..

''Hiç bir yara hiç bir zaman tam olarak iyileşmez'' derken
haybeye konuşmamış konuşan ...

Sen kalbimden geçtin, sırtımı parçalayıp çıkan kurşun misali..
Sen bana benimle ihanet ettin!

Gözlerinde beş vakit aşk kılmaya niyetlenmiştim oysa.
Ama herşey birbirinin aynısı.
Bu şarkıya ağlamıştım daha önce mesela,
kendimi şarkılara, rakıya ve hüzünlere vurmak,
en nadide alışkanlık bünyemde.
O gün de böyleydi işte,
birileri kapımdan inadına yeni bir gece daha atarken,
yapmayın diye avaz avaz susmuştum,
sonra sen gitmiştin,
ben çaresiz..
Hayat işte..

Başımı ellerimin arasına alıp, ne yapsam başa çıkılmayan silüetin cebimde,
cebin ve cepkenin delik olmadığı aşikar üstelik.
Bir nevi yürünmüyor yüreğimde eski sen'lerin leşinden..
Ahh içimdeki kamyon..

Biliyorum konuşacak bir şeyimiz kalmadı artık,
zamanlar haindir ama,
sen yine de en güzel anılarımızı kap gel yanıma demeyeceğim,
yüzündeki pavyon sarışını ihanete sövmeyeceğim,
ömrümden düşe kalka sildin kendini.

İşte bu yüzden suskunken çıldırmayı biriktirmem,
işte bu yüzden kalbim kalbinin kapılarını çarparak gitmek istiyor şimdi!

Ellerin aşkı kaçmış senin gözlerine..
Bu defa ''bana'' müsade!!!


#385
Gözlerinde Sakla Beni

gözlerinde sakla beni,
hayalinle geçsin ömrüm,
düşlerinde avut beni,
yüreğinde bitsin ömrüm.

aşık oldum, sevdim seni,
sevmiyorsan yakma beni,
canım diye bildim seni,
geleceksen kırma beni.

terk edip de gitme beni,
hasretinle yaşayamam,
darmadağın etme beni,
sensizliğe dayanamam...


#386
Sana
Kapamadım kalbimin kapısını
Gülüşlerini unutmadım
Sen Düşlerimde olmadan nefes alamam ki

Rüzgârın yön değiştirdiği yerdeyim şimdi
Sensizlikteyim
Dudaklarımı aralayıp
Hep söylediğim kelimelerdesin
Özlemlerimde, hasretimde, yalnızlığımdasın
Uykularımın en yorgun zamanlarında
Uyanıp ansızın gece yarıları
Yüzüme düşen sensizliğin hüznündesin
Unuttum sanma,
Ben nerde yaşıyorsam sen ordasın

Sana ne yazsam
Ve ne kadar anlatamasam dostlarıma
Bir o kadar büyürsün içimde
Ve bir o kadar gizemli

Şimdi
Hüznümün başa çıkılmaz anında
Bir sigara yakmalıyım önce
Kuytu akşamların
Senli vakitlerini düşleyip
Sesini anımsamalıyım yine
Tebessüm etmeliyim
Ve dünyanın en şanslı şairi olmalıyım
Sırf seni sevdiğim için
ve sana yazılan her duygum okunduğu için
Onur duymalıyım

Gittin biliyorum
Beni yiyip bitiren bir merak,
Yüzünü göremediğim günlerin acısı kalbimde
Ellerinde olamamamın çaresizliği
Ve yalnızlığımın baki kalması
Hep acı verecek biliyorum

Gündüzlerin aydınlığında
Kısıp gözlerimi semaya bakıp
Bir parça bulut arayacak gözlerim
Umut ederek yağmurun değmesini tenime
Bekleyeceğim.
Senin için yanan tenime
Biliyorum,
Dokunmayacaksın

Kayıp şehirlerin
Karanlık sokaklarında çaresiz kaldım
Ayaklarımda umudumun ağır prangaları
Ellerimde yokluğunun kelepçeleri
Kimselerin bulamayacağı bir yerdeyim
Sendeyim

Sana en az pencerene gelen bir serçe
Yolda gördüğün bir çocuk
Sahilde tek başına oturduğun bir bank
Gizli gizli ağladığını gören bir ayna
Ellerinden dudaklarına değen bir sigara
Üzerine alelacele giydiğin bir elbise
Uyumak için
Ellerinle bir sevgiliyi sardığın gibi sardığın bir yastık
Gözlerine düşen uykusuzluk
Okuduğun bir kitap
Canını sıkan bir insan
Öpülesi dudaklarınla ısırdığın bir erik
Ve hep beklediğin
Hayallerini süslediğin o sevgili kadar yakın olmak istedim
Biliyorum ben sana dokunamadan
Avuçlarında bir hayatı tadamayacağım
Biliyorum
Sensizliğin karanlıklarında şiirler yazıp
Her şeye rağmen içimde yaşayacaksın
Senin yerin orası biliyorum

Sokağımdan geçmesen de
Kokunu duymasam da en güzel çiçeklerde
Sırf yakın olmak adına
Balkonundaki bir kaktüsün dikenlerinde
Küçük ellerine batmak için
Her zaman dua edeceğim

Yoruldum inan
Düşler kurmaktan
Nefessiz kalmaktan
Boş bir evde
Yalnızlığın şarkılarını söylemekten bıktım
Yoruldum inan
Yoruldum sensizlikten

Her sabah soğuk suyu vurup yüzüme
Aynada kendimi mutsuz görmekten
En güzel günlerinde baharın
Sahillerde boş boş gezmekten
Durup durup sana yazdığım şiirleri
Duvarlara okumaktan
Ve cevap beklemekten bıktım inan..


Seni seviyorum
Seni özlüyorum
Diye söyleyemediğim
Telefonumun çalmasını beklerken
Yüreğimin sesini duyamadığım
Her an için kendime kızıyorum inan
Sana da kızıyorum
Beni bu boş âlemde
Sevgisiz bıraktığın
Yüzümü güldürmediğin için

Sesinin kulaklarımı okşamasını
Dokunamadığım teninde
Olabilmeyi
Şiirlerime güzelliğini yazmayı her fırsatta
Ne kadar istiyorum bilsen

Oysa
Yoksun
İçinde sana dokunamadığım
Seninle olamadığım bir dünyada
Bahar gelmiş
Çiçekler açmış
Gülmüş, ağlamışım ne önemi var
Ben yokluğunda geçen zamanı
Hiç yaşanmamış saydım

Biliyorum
Ölümüm seni düşünürken
Ve yanımda olmadığın bir vakit
Ansızın gelecek
sen hiç acısını çekmediğin yokluğumda...
Bilmeyeceksin bile öldüğümü
Ben hiç tamamlanmamış sayacağım
Gözlerimi kapattığım hayatımı
Ve verdiğim son nefeste bile
Acılar çekerken
Seni arayacağım
Biliyorum
Gözlerimin baktığı
Dudaklarımın seni sayıkladığı hiçbir yerde olmayacaksın
Ölümün acısı hafif kalacak
Sesini duyamadan çıkan canımdan

Sen bensiz bir hayatı
Bensiz geçen zamanı sevdin
Hep gizemli kalmayı
Kaçmayı
Ve sevilmeyi sevdin
Hiç çaba sarf etmedin
Bir nebze olsun
Cesaret edemedin sevmeyi beni
Düşlerde bir masal
Rüyalarda bir gizem kalmayı seçtin
Olamadın benimle
Bir kez yüzüme bakıp
İçinden geldiği gibi
Seni seviyorum
Seni özlüyorum diyemedin

Ben senli zamanların içinde
Hep sevinçten gülen
Heyecandan ne yaptığını bilmeyen
İçi içine sığmayan koca bir adam değil de
Oyuncağı eline verilmiş bir çocuk gibi
Hep gülücükler saçtım
Ağlayarak geçen koskoca bir zamana inat


#387
Ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
kendimle konuşuyorum şimdi yalnız...
yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime
kimse duymuyor...

Sustum!
Bin ah sürüp dudaklarıma
ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
sustu benimle deniz,
sustu deli dalgalar, sustu martılar...
umutlarımı sarıp rüzgarlara
uzaklara savuruyorum her gece
yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne
kimse görmüyor...

Sustum!
Tam acılarımı haykıracaktım ki,
sustum
ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
bir çığlık kanıyor demedim, en derininde yüreğimin...
içimdeki volkanları boğarak sustum!
açmadım kimselere yüreğimi
hançeri sadece kendime sapladım
sapladım ve sustum!
hüznü yüzümde,
acıları gözlerimde topladım sustum!..

Sustum!
sustu dudağımdaki şarkı,
gözlerimdeki şiir
yaraları yalayan rüzgar
sokaklarında kahrolduğum şehir
gözlerim konuşuyor yalnız!

Saçı ağarmış hayaller
nemli kirpiklerle
bulutlandığında gözlerim
gökte şimşek olup çakıyorum
kimse görmüyor...

Sustum!
tuz basıp yaralarıma!
ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
içinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi
yaslanıp yalnızlığın duvarına
gül döküp kalabalıklara her gece
kimsesiz geziyorum gönül ülkemi
kimse bilmiyor...

Sustum!
tam sevdiğimi haykıracaktım ki, sustum
sustu benimle gök, sustu dağ, sustu toprak
acılar konuşuyor şimdi yalnız
yaralı gönlümün sızıları konuşuyor
tutup öldürüyorum içimdeki sevdaları bir bir
atıyorum uçurumlardan
kimse görmüyor

Ne zaman
dudaklarından öpmeye kalksam hayatı
saçlarını koklasam rüzgarların
içimde incecik bir sevgi ürperiyor
sarı hüzünler dökülüyor gönül bahçeme
gelmiyor beklediğim bahar
yaralar merhem tutmuyor
gözyaşı olup dökülüyorum kaldırımlara
kimse silmiyor
yağmur dinmiyor
sevdiğim bilmiyor

Sustum!
sustu benimle sarı sabır,
sustu hasret, sustu zaman
yalnız gözlerimle dokunuyorum hayata
kimse duymuyor

Sustum!
İçimde dalgalar kabardıkça volkanlar gibi
sustum
sustu dudağımdaki şiir
gözlerimdeki nehir
gönlümdeki yara
bulutlar haykırdı isyanımı
şimşekler haykırdı
sadece ben duydum
sadece ben

Ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat
ey kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi
yaralar merhem tutmuyor
geceler avutmuyor
ben sustum
acılarım konuşuyor yalnız
yaralı gönlümün sızıları konuşuyor

Ben sustum!
susmuyor yüreğimi kavuran kasırga
pencereme vuran yağmur damlaları
susmuyor dışarda inleyen rüzgar
yıldızlar küs
ay üzgün
yağmur dinmiyor
içimde binlerce şiir kanıyor her gece
kimse bilmiyor
kimse duymuyor

sustum!
sustu benimle sarı sabır, sustu hasret,
sustu hayat, sustu zaman
acılar konuşuyor yalnız
acılarım konuşuyor
kimse duymuyor...
duymuyor...
duymu...
duy...


#388
Benden ayrilip tek basina kalinca,
Acilarin,dertlerin cogalinca,
Sende beni birgün anlayacaksin,
Iste o zaman AGLAYACAKSIN.

Eski albümlerde beni arayacaksin,
Sararmis bir resimde olacak,
Gözlerin yasla dolu dolu bakacaksin,
Iste o zaman AGLAYACAKSIN.

Her gece yarisi titreyerek uyanacaksin,
Yaptiklarin aklina gelecek,
Neler yaptigini anlayacaksin,
Iste o zaman AGLAYACAKSIN.

Gün gelir oturursun nikah masasina,
Mutluluk hayaliyle atsanda imza,
Beyazlar icinde yapacagin o ilk dansda,
Ben gelecegim aklina iste o zaman Aglayacaksın ..


#389
Sevseydin Gitmezdin...
Ve işte geldi…ayrılık zamanı.
Ayrılık bizden uzak sanırdım.
Kapımızı çalmaz, gelip geçer sandım, yanılmışım.

Dur gitme demeye hiç niyetim yok,
vermissin kararını sen.
Tamam…hadi git!
Ardına bakmadan vur kapıyı git!

Gözlerimden akan yaşlara aldırma,
hep akarlar zaten.
Bana bakma sen git hadi!

Içimden “hayır gitme” dediğimi anlıyormuş gibi bakma gözlerime.
Bakma artık!
Uzattın....gideceksen çık git hadi!

“Seni seviyorum” demek geliyor içimden.
Ama demiyorum, demiyeceğim de.
Yine yalan söylüyeceksin çünkü,
“Bende seni seviyorum” diyeceksin.
Sevseydin gitmezdin.


#390
Uzaktan geldim yorgunum inan,
Sensiz gecmiyor artik bu zaman
Kendimi yalniz hissettigim an
Elimi tutacak ellerin var mi?

Birkac tatli anidir gecmisten kalan
Ne güzellik ne para bunlar hep yalan
Yilda birkez de olsa hatirimi soran
Nasilsin? diyecek dillerin var mi?

Kararsizim acaba nasil birisin?
Cogu zaman sanki bir melek gibisin?
Bazen o kadar duygusuzsunki
Emin degilim, gercekten hislerin var mi?

Ne kadar yakinsin ve ne kadar uzak
Su anlamsiz tavrini bir yana birak
Basini kaldir, etrafina bir bak
Seni gercekten seven dostlarin var mi?

Anlatmak imkansiz seni bir siirle
Yetersiz kaliyor kelime ve cümle
Vakit tamamlanip gitmem gerektiginde
Benim icin dökecek gözyasin var mi?


#391
Yine üsüyorum
ve her yer karanlik
yoksun biliyorum
yok oldugun bir yerde yürüyorum
seni öyle özlüyorum ki
özlüyorum, hasret kaplıyor sensiz bedenimi
üsüyorum yine…
sen yoksun.
seni istiyorum be sevgili
sana aç, sana susuz yürüyorum
ben seni seviyorum galiba…
yüregim sanki kirilacak bir elmas
seni soruyorum, irkiliyor
anlamiyorum…
seni unutmak istiyorum
ama aklimdan seni ve dilimden adini silemiyorum
seni seviyooooooruuummm galiba…
bunu sana söylemeyi ne kadar çok isterdim
seni seviyorum
kulaga hos geliyor, duymak isterdim sesini
beni seni özlüyorum be sevgili
sana susuz, sana aç yürüyorum yolları
kiskançlik kapliyor düsüncelerimi
seni bir baskasiyla düsünemiyorm
ben seni seviyorum be sevgili…
seni seviyorum anliyor musun!…


#392
Susmaları marifet bildi dilin,
Suskunluğun en zifir zindanlarında.
Gönlümün değişmeyen Pİ sayısısın
İçimsin,içimdesin,içten içe bitişimsin.
Nereye gidersen git,
Baktığın yer baktığım yerdir bilesin.
Dünlerim,gelecek günlerimsin.
Elbet bir gün beni,sevdiğini sende söleyeceksin.
İçimdeki ümidim,hep beklediğim,
Bir gün döneceğini bildiğimsin.
En önemlisi,sen benim sevdiğimsin...


#393
Bu sabah yine sensiz uyandım
gözlerim seni arıyordu
sen yine yoktun yanımda
hatıraların sarmıştı etrafımı
gözümden akan 2 damla yaştı
ıslatıyordu yastığımı ..
bunlar senin için akan yaşlardı
hasret gözyaşlarıydı..!!
ne faydaki hiç dinmeyecekti
hasretliğim hep sürecekti
hep akacaktı hasret gözyaşları.....


#394
ağlıyorum karabasan gecelerin sabahında
dinmiyor dinmedi gözyaşlarım ıslak akıyor hep yanaklarımdan aşağıya doğru
güneşi bir başka özlüyorum geceden bir başka kaçıyordum sensiz
ahh bir bilseydin o zifiri karanlık geceleri bir sigara izmariti ışığı gibi olsaydın ne vardı...
ahhh dolar yeşil gözlüm bir bilsen seni ne kadar çok özlüyorum
ne kadar çok arzuluyorum tekrar yaşamayı tekrar sevmeyi ama
karşılıksız sevgiye hasret gönlüm
senin sevgin gibi değil dolarela gözlüm,
yani '' fotokobi'' aşklardan bıktım artık
gönlün ikinci bir dirilişe susamış
aç bıraktığında gönlümü
karanlık geceler sarhoş ederdi beni doyardım onlarla
neyse gülüm güneş yine perdelerini kapıyor
akşam perde arkasından sırıtıyor halime
direnmek gerekiyordu ama yapamadım sevdan diz çöktürdü beni herşeye
bari mezarıma gelde toprağımın her bir zerresini senin kokun nasıl sarmış gel korkma
önceden severken yaşıyordum
ama artık öldükten sonra yaşıyorum ...


#395
Bir umuttun benim için bir hayaldin
kabul olmayacak bir duam gibiydin
veya imkansız bir düşünceydin
şuan tek bildiğim ise
hiç bir zaman gerçekleşmeyecek
bir hayal olarak kalacaksın
düşlerimdeki okyanusun derin mavisinin derinliklerinde
şunu asla unutma ki hiç bir zaman unutmayacağım
o okyanusun derinliklerinin karanlıklarında
hiç çıkarmayacağım hayallerimden
güzel düşlerimden imkansız düşüncelerimden
seni çıkarırsam hayallerimden
silersem beynimden söküp atarsam kalbimden
seninle birlikte ölürüm en derin uygularımda aniden


#396
Sessizliğinde Çığlık atan
Yüreği değil bir vapurun.
Kadranında tekleyen Şu ömrüm akrep
Elinde ki Yelkovana düşman.
Sebebim olursa,
Korkumdan değil ölmek,
Sabahını göremem aşık olduğum yerlerinin,
Korkarım bilirsin çıplak teninden...

Herkes sana aşık olur,
Ben sarhoş,
Herkes bir bölgeni sever,
Ben tamamını.
Öyle ki,
Gözlerin Üsküdar olmalı
Kirpiklerin Beşiktaş.
Bir bahar yağmuru gibi inmeliyim,
Yüzündeki yolundan.
....Ve kalbin Fatih olmalı,
Geçmeliyim bir damlasıyla yakınından.

Dolanır ayaklarıma varlığının hayaleti,
Amansız bir kırbaç gibidir acımasız kirpiklerim
Yaşlara...
Ve dokunsan,
İstanbul ölür zerrelerimde
Ki... Ayrılırız ölürüm,
Dokunma,
Çünkü biraz sarhoşum
Çünkü sevgili,
Sen!...
İstanbulsun.


#397
Hayat iki insanı nasıl bir araya getirdiyse
Öyle ayırır yolları
Günler günleri kopvalar
Aylar ayları yıllar yılları...
Ve hasret biter bir gün..
Ayrılık biter
Oysa her biten ayrılık
Yeni bir ayrılığın başlangıcıdır
Acıdır tam kavuştuğunu sandığım an
Sonsuza dek koptuğunu anlamak
Ama dayanmak gerek
Ayağını toprağa basmak gerek bulutlara değil
Eğer ayrıldıysa yollar
Araya yanlız yolların değil
Düşüncelerinde uçurumu girdiyse
Artık sözler anlam taşımaz
Kelimelerin faydası yoktur artık
Geriye bir tek söz kalmıştır söylenecek
O da
" ALLAHAISMARLADIK


#398
Bir akşam daha çöktü üstümüze
Bir akşam ayırdı bizi birbirimizden
Nereye sığınmalıyım şimdi bilmiyorum
Ellerinin sıcaklığı ellerimdeyken

GİTTİN YÜREĞİM SENSİZ KALDI
NEREYE BAKSAM YALNIZLIĞIN VARDI


#399
Ben ölmek için doğmadım..
Her gece yürüyüşlerimde
Bir yıldız kayar gökten
Ama hiç dilek tutmadım,
Kehribar tesbih misal
Hep yıldızlar saydım,
Yalnızlıktan kaçıp, ayın mehtabında dolaştım,
Kendimi gizledim vefasız aynalarda,
Kamufle olup sessizliğe sustum,
Ben kaçtım, ben gizlendim, ben sustum..

Ben ayrı dünya çocuğu..
Her gece ayın doğuşunda
Sancısını çekerim yalnızlığın,
Sonra firari fikirle yıldızlar sayarım,
Kaçarım esaretine düşmekten yalnızlığın,
Gök kubbesi altında gizlenirim karanlığın,
Yürürüm gecenin kucağına susarım,
Benim adıma doğan
Her Gündüz için, her güneş için
“To be or not be” önemli değil,
Her ne kadar asil bir eylem olmasa da
Ben kaçarım, ben gizlenirim, ben susarım..

Ben ölmek için doğmadım..
Her gece yürüyüşlerimde
Bir yıldız kayar gökten
Ama hiç dilek tutmadım,
Kehribar tespih misal
Hep yıldızlar saydım,
Ben kaçtım, ben gizlendim, ben sustum..

Ben ölmek için doğmadım
Ben ebedi yaşamak için öleceğim…


#400

Sen bir nazlı gül olaydın
dalına yaprak olurdum
canına can verirdim
acına toprak olurdum

sen bir türkü olaydın
kıskanırdım rüzgarlardan
kalbime koyardım sesini
yalnızca ben duyardım

tual olaydın fırçalarıma
sevginin rengine boyardım
ne okşardım saçını
ne öpmeye kıyardım

sen de sevseydin beni
canına can verirdim
kanına kan veririrdim
sende sevseydin beni

yoluna toprak olurdum
dalına yaprak olurdum
pervane olurdum ışığına
etrafında döner dururdum

sende sevseydin beni
önüne yol olurdum
kapına kul olurdum
sende sevseydin beni




Konuyu Toplam 2 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 2 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:28 .