Aşkı Özlemek

#1
Aslında belki uzun uzun yazabilirim bu konuda, hep tutkuyu aramış bir insan olarak. Ama nedense son zamanlarda karşılaştığım kadınlara baktığımda, bu özelliğimin onları ittiğini görüyorum. Ya anlaşılamıyorum ya da aşkı istemiyorlar belki de. Ne yapalım, herkesin canı sağ olsun!

Beş sene önce, üstelik birbirimizi çok sevdiğimizi düşündüğüm sevgilimden ayrılmıştım. Büyük bir aşk duyarak evlenmiş olduğum ikinci eşimden de tam bir sene önce boşandım. Çünkü maddi sorunlar daima ön plandaydı tüm hayatım boyunca ve bu iniş çıkışlarıma paralel olarak hep dönemler yaşadım. İşte böyle bir dönemin ardından, aşkı tanımlamaya çalıştım sizlere.

Bir insanı sevmek, ama sadece duygularla sevmek...

İşte aşkın en basit şekliyle tanımı.

Öylesine seviyorsun ki, onu gördüğünde kalbin yerinden fırlıyor, sesini duyduğunda vücudunun kimyası değişiyor adeta.

Öylesine hayran oluyorsun ki, bir sürü hatasını görmüyorsun, artık tüm zaafların seni yönetmeye başlıyor.

Öylesine saygı duyuyorsun ki, kendini hiç düşünmüyorsun, sadece onun seni düşündüğü kadarıyla yaşıyorsun kendi hayatını.

Öylesine verici oluyorsun ki, artık almayı bile unutuyorsun nerdeyse, sanki sürekli sen vermek zorundasın.

Öylesine direnç kazanıyor ki vücudun, hastalanmıyorsun bile, hastalıkların varlığından sadece onunkilerle haberdar oluyorsun.

Öylesine mutlu hissediyorsun ki kendini, hiçbir olumsuzluk seni yıldıramıyor, sanki hep mutlu olmak zorundasın.

Öylesine benimsiyorsun ki onu, yanında değilken gözlerin hep onu arıyor, işte belki de tatlı bir hüzün duyduğun anlar bunlar.

Öylesine bütünleşiyorsun ki onunla, her sevişme bir maraton gibi, bitmese, bitmiyor, bitmeyecek...

Ancak bir gün geliyor ve sanki kendi varlığını hissediyorsun.

Çünkü yorgun olduğunun farkına varıyorsun.

Çünkü yapmış olduğun hatalar geri tepmeye başlıyor.

Çünkü onun seni sadece kendi ihtiyaç duyduğunda düşündüğünü görüyorsun.

Çünkü aslında sen verdikçe bir şeyler alabilmiş olduğunu fark ediyorsun.

Çünkü hastalanmaya başlıyorsun, ama bunu bile yalnız yaşıyorsun.

Çünkü mutluluğun nasıl bir şey olduğunu düşünmek bile acı veriyor.

Çünkü artık birbirinize dokunmaktan kaçınarak oturuyorsunuz, yürüyorsunuz, yatıyorsunuz.

Çünkü en son ne zaman seviştiğinizi bile hatırlayamıyorsun. Ve anlıyorsun ki, doğru sandığın kişi aslında yanlışmış, sen aşka aşık olduğun için kendini aldatmışsın!

Kahrediyorsun, kendini bu kadar aldatmaya ne hakkın vardı diye. Yaşamakla yaşamamak arasında gidip geliyorsun bir süre... Son çırpınmalar sürüyor karşılıklı, sen aşkı tükettin, oysa asıl o senin güvenini!

Ve ayrılık zamanı, her şey mekanik; kutular taşınıyor, camlar çıplak; el sıkışarak vedalaşıyorsun...

Kendi yalnızlığının tadını çıkarmaya çalışıyorsun, kendin için yaşamayı öğreniyorsun. Bütün kötü anıları gömmeye başlıyorsun, hatta nefret etmeyi bile beceremiyorsun. Ama bir gün bakıyorsun, içinde büyük bir boşluk var. Rahatlamışsın, mutlu olabileceğini fark ediyorsun yine.

Evet, galiba aşkı özlüyorsun, yine aşık olmayı...

Ama... Ya aynı şeyler yaşanırsa?

İlginizi Çekebilir


#2
sana ait deıLse arkadasım sonuna aLıntı yazarsan sevınırız sorun yaşamaman ıcın


payLaşım ıcın tşk


#3
Emeğine sağlık arkadaşım paylaşım için tşk


#4
bu yazı benim cnm, paylaştığım tüm yazılar benim...




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:46 .