Senden farklı insanların yaşadığı dünyaya, hoş geldin bebek.

#1
Sana hoş geldin diyerek o henüz kirlenmemiş kalbine bir yalan
söylediğim için büyük bir özür borçluyum sana. Ama sen bunu
neden yaptığımı neden gelir gelmez sana söylediğim tek bir
cümle için özür dilediğimi henüz anlayamıyorsun sanırım.
Anlama. Şimdiden kafanı bu boş düşünceler ile boğma sakın.

Kalbin ne kadar büyükse anlama duyuların o kadar minik
çünkü şuan senin. İstesen de kulağına fısıldadığım bu
cümlelerin neredeyse hiçbirini anlayamayacaksın.
Ama öğreneceksin. Çok fazla zaman geçmemişken
tanıyacaksın gerçek dünyayı ve bu dünyanın gerçek insanlarını.

Bu dünya geldiğin yerdeki bulutlar gibi mutlu etmeyecek
seni miniğim. Burada gök kuşağının üzerine oturup
güneşin ışıltısıyla tebessüm edemeyeceksin. Burada
bulutlar o minik ellerinin erişemeyeceği kadar uzak kalacak
sana. Sen burada gök kuşağını nadiren göreceksin.
Nadiren mutlu olacaksın.

Seni tanıdığın ve tanımadığın bütün insanlardan daha
çok seven bir annen ve bir baban olacak senin. Her zaman
yalnızca onlara güvenmen gerekirken sen bazen onları bile
sevmeyeceksin. Bir başkasını isteyeceksin. Sol yanında birinin
eksikliği olacak hep. Ona kavuşmanın hayali içinde birçok
insan tanıyacaksın. Bazıları canını çok yakacak.

Canını böylesine çok yakan tüm insanlardan olabildiğince
uzak durman gerekecek sen durmayacaksın.
Yapamayacaksın. Sol yanındaki kalbini her gün daha
fazla küçülten insanlardan bir türlü vazgeçemeyeceksin.
Çünkü seveceksin.

Bu sevgi geldiğin yerdeki gibi masum olmayacak miniğim.
Sen kocaman kalbinin küçülmemesi için çabalarken hayatın
masum olmayan kısımlarını tadacaksın. İstesen de istemesen
de bu dünyanın insanları seni olduğun yerden alıp başka
bir yere sürükleyecek. Hata yapmanı sağlayacaklar.
Hata yapacaksın. Her seferinde eskisinden daha da pişman olacaksın.
Sen hiç fark etmeden o kocaman sevgi dolu kalbin küçülmüş olacak.

Kalbinden bir parça söküp giden her insan için aynanın
karşısına geçeceksin. Sol yanından sızan kanları gözlerinden
akan yaşlar ile izleyeceksin. Çatlamış dudaklarını aralayıp
mırıldanacaksın. Pişmanlığını dört duvar arasında kendini
hapsederek yitirmeye çalışacaksın. Olmayacak.

Bu dünyaya geldiğin ilk günden itibaren yapmak istediğin
hiçbir şey tam anlamıyla gerçek olmayacak. Sen ne kadar
olduğuna inansan da kendini kandırmış olacaksın. İnsanları
karşılık beklemeden severken bile her zaman bir karşılık
bekleyeceksin mesela. Seni üzmemelerini isteyeceksin.
“Beni üzse de onu severim” diye itiraz edeceksin geceleri
içindeki sese. Ama gerçeği aklından atamayacaksın.

Sen bu dünyaya geldiğin yerden daha mutlu olmayı
arzulayarak geleceksin. Minicik ellerin minicik ayakların

minicik bir yüzün ve savunmasız bir vücudun olacak.
Kalbin ise bu savunmasız vücudu koruyabilecek kadar büyük.
Kimse göremeyecek onu senden başka. Kimse kalbinin nasıl
mutluluk ile çarptığını hissedemeyecek senden başka.

Yalnızca sen bileceksin o minik ayağını avuçlarının arasına
alan annenin ve o minik yüzünü öpmek için her sabah tıraş
olan babanın bu dünyadaki tek gerçek insanlar olduklarını.
Bileceksin ama söylemeyeceksin. İkisini de kaybedinceye dek
onlara bile söylemeyeceksin. Sen onlara hiçbir zaman
hissettirmediğin için pişman olacaksın. Olma.

Çünkü ikisi de senin doğduğun ilk andan itibaren bu dünyadaki
tüm insanlardan daha farklı birer insan olacak. Sen farkına
varmadan karşılık bekleyerek sevdiğin halde onlar gerçekten
karşılık beklemeden sevecek seni. Evet sadece seni severken
kaybedecekler içlerindeki gurur ve buna benzer tüm duyguları.
Sana hissettirmeye çalıştıklarında sen kaçacaksın ama onlar
vazgeçmeyecek. Sana bir mektup bırakacaklar mesela senin
de geldiğin o yere gitmeden önce.

Doğumundan birkaç gün önce birlikte yazdıkları o satırları sen
okurken sol yanın geçmişte yandığından daha çok yanacak.
Anlayacaksın. İşte o zaman anlayacaksın sana hoş olmayan
bu dünya adına “hoş geldin” dediğim için özür dilediğimi. Sen
hoş gelmeyeceksin bebek. Çünkü sen hoş gelsen bile bu
dünya sana hoş gelmeyecek. Her geçen bir sene her edindiğin
bir tecrübe ve kalbinden koparılan her bir parça et parçasında
bunu daha iyi hissedeceksin.

Sevdiğini düşündüğün tüm insanlar uğruna kaybettiğin iki
gerçek insana doyasıya anne ve baba bile diyemediğin için
bu dünyadan nefret edeceksin. Ölmek isteyeceksin. Geldiğin
yere geri dönüp tüm masumluğun ile gök kuşağının üzerinde
oturarak güneş ışığını ruhunda hissetmek isteyeceksin.
Olmayacak. Bu dünyanın tadına baktığın için masumluğun
hiçbir zaman kalbine geri dönmeyecek. Sen her gün masum
ruhundan daha da uzaklaşacaksın. Pişman olacaksın.

Bulutlardan bu dünyaya düştüğün için senparçalanacaksın.

İlginizi Çekebilir




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:24 .