Şimdilerde bαnα bırαktığın чαlαncı чαrlαrα чαlαn чαrαlαr kαnαtıчorum..

#1
Ey körlüğümü kör eden gece! Ne düşerki payıma zifir sessizliğinde?



Şimdilerde bana bıraktığın yalancı yarlara yalan yaralar kanatıyorum...
Düş yiyen gözlerimi martı leşlerine çevirip: "Bak yar!" diyorum...
"Bak yar!" Yıldız yıldız söktüm sen yazılı göğümün alfabesini...
Kör sitemler batırdım adını aydınlatan tümcelerime...
Gün yüzü görmeyen yüzüme yar yüzünü haram kıldım...
Kendime açılan kapıları sensizliğe kapadım...
Ve gözlerimin sensizliğe mühürlü kapılarını ceset kokulu yarınlarla açtım...
Baykuşları barındırdığım gözlerim o kadar kördü ki; geceyi utandırdı siyahı...
Şimdi... Şimdi gözlerim bana kalsın yâr bütün körlüğüyle...!
Sen, gözlerimin bahçelerinde, baykuşları besle gözlerinle... Al...
Sana gece getirdim ceplerimde... İhanet kadar karanlık...
Ölüm kadar kusursuz... Süs diye tak gözlerine...

Bak! Yokluğunla büyüttüm ben bu zifiri yalnızlığı...
Avuçlarımın arasında kalan senle geceyi kararttım...
Gün doğumları hiç olmayan bir kentte, her akşam gün batımıyla tükenen
zamanla avuttum yokluğunu...
Hıçkırıklarını boğdum ölümün, karşı yakası hiç olmayan denizlerde...
Yalnızca Azrail'i büyüttüm çocuksu düşlerimde...
Sen bütün sağırlığınla duymazken beni; gözlerimde yankı bulan
suskunluğumu Yusuf duydu sadece...
Oysa ben ne Yusuf kadar aşktım, ne Züleyha kadar aşık...
Yakup kadar kördüm sadece...
Bu yüzden bir tek gece kaldı ömrü delik ceplerimde...
Öyle bir gece ki; yıldızları adınla söndürüp, düşürdüm solgun günceme...
Ay'ı gözlerinde boğdum...
Ve gelen güneş Yusuf'unu armağan etti Yakub'a, senin gözlerinde...
Ama sen; Yakub'u kör ettin Yusuf yüzlü gidişinle...

Gittin! Beli bükük bıraktın zamanı... Akrep ölümü vurdu...
Yaktığın bu yangında İbrahim olamadım ben... Yanmayı seçtim yangına...
Önce kalbimin mabedindeki yüzün kadar masum,
yüzün kadar hüzün yüzlü putları kırdım... Bu cinayeti ben işledim...
Bu cesetler benim... Boynuma urgan yaptım baltasını aşkın...
Ben o büyük putu oynadım putlaşmış insanların dünyasında...
İbrahimi cesetler biriktirdim kalbimin kuytularında...
Ve gidişinle körelttim suçlarını zamanın...
Adın damladı Kabil'in katil gözlerinden damlayan, pişmanlık yüklü kanla aşka...
Habil kadar maktül, Kabil kadar katil olsamda ilk sahnesini hep kaçırdığım bu
hayat tiyatrosunda ve yaşamımda kibritçi kız hikayesinin kahramanlığına
terkedilip hayatın kaldırım köşesi ıssızlığında unutulsada ruhum, ve inadına
ölümümde uyuyan güzel uykuları çok görülsede bana; ben Habil yüzlü
masallar biriktirdim yokluğunda...
Öyle ya... Ben aşkı Züleyha'ya bıraktım...
Mecnun'un çöllerine gömdüm aşkı... Yusuf'un yüzüne sakladım suretini...
Yakub'un gözlerine sapladım...
Ve çocukların uyku kokulu masallarında unuttum aşkı...
Külkedisinin baloda düşürdüğü aşk en çokda kurbağa prense yakıştı...
Zaman 12yi vurdu... Masal kahramanları aşkı öptü prenseslerin gözlerinde...
Ben ölümü öptüm Yusuf yüzlü gidişinde... Bu büyü böyle bozuldu...
Şimdi uyuyan güzel uykularında ölümü bekliyorum...!


[aLıntıdır]

İlginizi Çekebilir


#2
emeğine yüreğine saqLık...


#3
emegine saglik


#4
~ Gözlerinize sağlık ~


#5
cok guzeldı yuregıne saglık canım


#6
Gözlerine sağlık..


#7
emegine saglik




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:13 .