Dokunamadıgım Sevdaya

#1
Yavaş yavaş yürüyorum, yağan karın ritminde. Bastığım her arnavut kaldırımında izim siliniyor. Ardımda kalan kalabalık sokaklarda tüketiyorum birşeyleri. Karaçalıyor caddeler. Işıklar yanmaya başladıkça evlerde, kasvetim artıyor. Ayak sesleri çekildikçe, ıssızlaştıkça ortalık daha da yükseliyor çaresizliğimin sesi..

Köşebaşını dönüp, oturduğum binaya baktığımda tek ışığı yanmayan benim pencerem

İşte yine aynı tokat,tek başınalığımı vuran anahtar sesi. Ölüm sessizliği ve soğuk.

Akşam ne kadar dağılmış buralar. Yastıklar yerde, orda burda ıslatılan kağıt mendiller, duvarda yan duran bir resim. Masada devrik şişe, kadehte birkaç damla kırmızı kalmış öfkemden. Vazo kimbilir kaç gündür kırık duruyor kapının dibinde. İn cinle top oynamışım kendimi kaybettiğimde belli ki.

Şarap kokuyor her taraf, çürümüş yaramı andırıyor mayhoşluğu. Meze yapmak isteyipte, beceremediğim mektuplar kırışmış başucumda. Şiirler hep yarım. Şarkılar bitmiş, son boşlukta ki cızırtılar inletiyor akşamın bu saatlerini.

Gece çöküyor, sensizliğim aydınlandıkça.

Uykunun en dayanılmaz saatlerine kafa tutarken isyanlarla, içli bir ney çalıyor yıldızları savuran rüzgar. Eşlik edemiyor ritmi bozuk adımlarım. Alabildiğine vuruyor sesini gönül duvarıma. Depremler büyüyor dolunayın gölgesinde, çatlıyor yatağımın boş yarısı. Sessizce kucak açıyor yıldızlar gözlerine. Bakışın takıldı aklıma, içimden geçeni bilmeden hani..Bilmiyorum kaçınca uykundasın,ben ise kaçıncı yalnızlığımda.

Geceyi toplayıp eteğime, nasıl çıkıyorum bilmiyorum berduş sabahlara. Soğuk bir yastık hala başımın altında, hayallerimi tavana asmışım, erteliyorum. Ateşten geceliğimi çıkarıyorum ayaz kesen bedenimden. Güneş yıldızları saklarken bir perde çekiyor karabasanlarıma.

Yüzüme çarptığım bir avuç su arıtıyor karanlıklardan. Oysa ki ıslattıkça gözlerimi, dudaklarım biraz daha kanıyor. Ne kadar serin olsa da bu şehir, kızgın kumlar var ya tenime yapışan, kavuruyor. Yeşil gözlerinde ki soğukluk titretiyor ateşimi.

Yalpalıyor güneş şehrin üstünde. Kayan yıldızların gümüş tozları ışıl ışıl Marmara nın çalkantılarında. İstanbul türkülerini söylüyor yeditepeden....yanık yanık martı çığlıklarıyla.

Sen karşı kıyıda ki ukte sevdam, dokunamadığım, uzanamadığım Mart gülüşünle duruyorsun karşımda, parlayan güneşin, dondurucu soğukluğuyla karşılıyorsun günaydınımı.

Ardımda kalan caddelere, kilitlediğim dört duvara hapsettim görünmeyen yanımı. Karanlıklar zaten yalnızlığımın en büyük dostu. Haykırışlarımı yutan bir girdap şu boş kağıtlar. Kalemim bekçisi olmuş sensiz yarımın. Kafiyeleri dizmek için, şişeleri biriktiriyorum günlerdir, kızıl sevişleri içerek damla damla.

Ah bu geceler olmasa, yosun gözlerini nasıl çalarım yağmur ormanlarıma. Adını nasıl dökerim?

Kalabalığına dalıyorum şehrin. Gürültüsü o kadar suskun ki aslında isyanımın yanında.

Ben seni satırlara gömüyorum, sen bilmediğim dünyanı buğulu gözlerine.

Şarkılarını söylerken bakıyorum sana. Yumduğun gözlerinde, içli sesinde bilinmeyen yanını, yitik sevdalarını ve sende ki beni düşünüyorum..

Bilmiyorum var mıyım dudağından dökülen diyezli nağmelerde.

Kendime soruşlarım başlıyor, nedenleri, niçinleri. Hayatı sorguluyorum, dünyanın dengesizliğini. Tabuları yıkıyorum bir yandan, diğer taraftan olmazları beyaza buluyorum. Gerçekler ayaklarımdan tutuyor, adım atamıyorum korkularımdan.

Karşına geçip küçük dünyamı açamıyorum sana. Ne sesim düşüyor gecene, ne de gözlerim karanlıklarına.

Neden diyorum dünyaya gelmek için bu aceleciliğim ya da sen neden geç kaldın sevdama.

Bakışlarında filizler, dudağında çatlaklarla İstanbul gibi doğruldukça karşımda, canım yanıyor bebek yüzlüm içim gidiyor,yanımda olup uzak durmana

Tek başımalığımı yüzüme vuran anahtar sesini unuttururcasına, şarkılarını söyle

Onlar da olmasa katlanılmaz bu sevdaya

İlginizi Çekebilir




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:18 .