17-18. yy Avrupa Kültür ve Sanatında Osmanlı Tesirleri

#1
17-18. yy Avrupa Kültür ve Sanatında Osmanlı Tesirleri
Kaynak : ************ - 17-18. yy Avrupa Kültür ve Sanatında Osmanlı Tesirleri Ahmet HAZAR
Avrupa Birliği’ne üyeliğin sâbit gündem maddesi hâline geldiği şu günlerde, asırlık kimlik meselemiz tekrar karşımıza çıkıyor ve Türkiye’nin ne kadar Avrupalı olduğu tartışılıyor. ‘Modernleşme’nin ‘Batılılaşma’ olarak kodlandığı tarihî bir serüvendir söz konusu olan. Gerçekten de tarih kitapları, Osmanlı’dan bu yana devam eden Batılılaşma süreci hakkında pek çok bilgiyle dolu. Oysa bu karşılıklı tesir sürecinde ağırlık, tamamen tek taraflı mıydı? Şimdi kendinizi -bir an olsun- içinde bulunduğunuz zaman diliminden sıyırın ve tarihî ezberi bozmayı deneyin: Paris’in sırf Türklere benzemek için sarık sarıp, cübbe giyen soyluları, Türk usûlü düğün yapan Avusturya saraylıları, şatolarda Türk halıları, Türk çiçeği lâle, Türk içeceği kahve, kahvehane derken her yerde izinizin olduğu geniş bir coğrafya hayal edin; karşınızda 18. yüzyıl Avrupa’sı belirmiş olacak. Fransız elçisi Herbette o dönemden bahsederken; “Paris âdeta İstanbul mahallelerinden biri hâline geldi.” diyerek aynı çerçeveyi veriyor.1
Batılılaşan Osmanlı kadar, Osmanlılaşan Batı da bir gerçek. Avrupa’nın Osmanlı ile başı korku ve merak; ortası takdir ve özenme; sonu oryantalizm olan münasebetlerinde Osmanlı’nın Avrupa’ya önemli tesirleri olmuştur.
Anneciğim, Türkler!
17. yüzyıl sonlarına kadar Avrupa’da oldukça yaygın olan ‘Türk korkusu’ (Türkenfurcht) önemli bir gerçeğe karşılık gelir. Bu korku o kadar canlıydı ki, Almanya’da tehlikeye karşı Türk çanı (Türkenglocken) ve Türk vergisi ihdas olundu. İlk gazete (Neue Zeitung) 1502’de Türklere ait haberler için çıktı.2 16. yüzyılda yaklaşık 2.000 başlık tebliğ, levha, kitap ve dergi Türklerden bahsetmekteydi. Meselâ, ‘Türkendrucke’ (Türk baskısı) adlı bir gazete, sadece halkta Türklere karşı nefret uyandırmayı hedeflerken, aynı maksatla ‘Türkenbücherein’lar (Türk kitapçıkları) bütün köylere ulaşıyordu.3 İspanyolların “Türk’ün geçtiği yerde ot bitmez” atasözü de o dönemde Avrupa’da çöreklenmiş Türk korkusuna ayna tutuyor. Aslında ‘Mama, li Turchi!’ (Anneciğim, Türkler!) İtalya’da ve Franco dönemi İspanya’sına kadar da tazeliğini koruyan bir korkunun ifadesiydi. Son otuz yıla kadar ‘Türk’ adının ‘coco’ (umacı, öcü) mânâsında kullanıldığı ise, bilinen bir gerçek.4
Kısa sürede yaşanan pek çok harbin yanı sıra diplomatik münasebetlerin zayıflığı da, Avrupa’da Türk korkusunu beslemekteydi. Osmanlı fetih hareketlerinin kesif olarak yaşandığı 16. yüzyıl Avrupa’sında “Kendi günahlarımız yüzünden başımıza bunlar geliyor.” cümlesi, mektupların bitiş ibaresi hâline gelmişti. Reform hareketlerini tetikleyen Martin Luther 1517’de “Tanrı Türkler vasıtasıyla bizim günahlarımızı cezalandırıyor.” derken; Türklerin Tanrı tarafından bu vazifeyle gönderildiği için, onlara karşı çıkmanın esas günah olduğunu söylüyordu.5 Dönemin eserlerine bakıldığında ise, Türklerin bazen Deccal, bazen de Hristiyanların başına belâ olmuş kaba-saba, cahil, katı yürekli barbarlar olarak tasvir edildiği görülmektedir. Türk korkusunun bu tarz yansımalarına rağmen kültürel alışverişlerin daha erken dönemde başladığı söylenebilir.

İlginizi Çekebilir


#2
payLasim icin tskLer




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:01 .